google-site-verification: googlea169ef6bc8d678e3.html

31 07 2014

ihbar tazminatı nedir, hangi durumlarda ödenir?

 
İhbar tazminatındaki asıl amaç; çalışanın kendi isteğiyle işten çıkış veya işveren tarafından çıkarılış hallerinde hem işçi hem de işverenin haklarının kısa vadede korunmasıdır. Yani işveren, işten ayrılacak işçinin ayrılacağı zamanı bildirmesiyle işçinin ayrılmasıyla doğacak boşluğu kapatmak için gerekli önlemleri alma olanağı bulacak, çalışan ise, bir anda işten çıkartıldığı hallerde yeni iş ararken belli bir süre kadar idare edecek paraya sahip olabilecektir.İşveren çalışanı işten çıkaracaksa, çalışanın işyerindeki hizmet süresi karşılığında kanunda belirtilen süre öncesinden çalışana bildirimde bulunması, çalışan ayrılacaksa yine o kadar süre önce işverene bildirimde bulunması gerekir.
 
Bildirim koşuluna uymayan, yani kanunda yazılı süre kadar beklemeyen taraf,  diğer tarafın söz konusu süreye ücretini peşin öder. Uygulamada pek karşılaşılmasa da tazminat ödeme durumu çalışan için de geçerlidir.
 
İhbar tazminatı daha çok çalışanın kendi isteği dışında işten çıkartılması halinde ödenir.Emekliye ayrılan veya kendi isteği ile işten ayrılan ihbar tazminatı alamaz.
 
İhbar tazminatı tutarı çalışanın işyerindeki hizmet süresine göre belirlenir. Örnek olarak işveren, işyerinde üç yıldan fazla çalışmış çalışanını kıdem tazminatı dışında 8 haftalık ücreti tutarında ihbar tazminatı ödeyerek işten çıkartabilir.Bu maddede yazılı süreler en az olup, sözleşme ve toplu sözleşmeler ile arttırılabilir.
İhbar tazminatı ödemeyip maddede yazılı fesih süresini uygulayan tercih eden işveren bu süre boyunca işçiye günde en az 2 saat yeni iş arama izini vermek zorundadır.İşçi dilerse bu izinleri topluca kullanabilir.
 
İhbar tazminatı hesabında çalışana sağlanmış para ve para ile ölçülmesi mümkün olan tüm ücret unsurları dikkate alınır.İhbar tazminatından damga vergisi ve gelir vergisi kesintileri yapılır.
 
Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışana sözleşmede yazılı sürenin bitiminde ihbar tazminatı ödenmez.
 
İhbar tazminatı ödenmesi, işten çıkartılan çalışanın usulsüz veya kötü niyetle fesihten dolayı kanunun 18-19-20-21. maddelerinde ifade edilen tazminat haklarını talep etmesinea engel değildir.

İhbar tazminatı 4857 sayılı İş Kanununda 17 .maddede süreli fesih başlığı altında yer almış olup, kanundaki madde metni  aşağıdadır.

"Süreli fesih
Madde 17 - Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir.
İş sözleşmeleri;
a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,
b) İşi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,
c) İşi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,
d) İşi üç yıldan fazla sürmüşişçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra,
Feshedilmiş sayılır.
Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir.
Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.
İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir.
İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir.
Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur."

 

 

27 07 2014

Bireysel kredi dosya masrafları nasıl geri alınır?

Asıl kazançları faiz ve yatırımlar olması gereken gözü doymaz bankaların sinekten yağ çıkarmak anlayışıyla zorunlu kaldıkları için bireysel kredi çeken müşterilerine dayatmış oldukları  bir haraç çeşiti olan kredi dosya masraflarının geri alınabilmesi için ilk  gerekli şey; dosya masraflarını gösteren bir banka belgesinin varlığıdır.Genelde kredi alınırken müşterilere verilmeyen bu belge bankadan şifaen istenebilir.Eğer banka bu şekilde belgeyi vermiyorsa, kredi çekilen banka şubesine hitaben yazılacak bir dilekçe iadeli-taahhütlü postayla gönderilerek istenebilir.
 Belgeyi aldıktan sonra krediden kesilen dosya masrafı eğer 2.000- liranın altında ise muhatap olunacak yer nüfusa kayıtlı olunan yerin  kaymakamlıkları bünyesinde bulunan İlçe Tüketici Sorunları  Hakem Heyetidir.Ancak, iadesi istenilen dosya masrafı 2000 – 3000 lira aralığında ise, ikametten bağımsız olarak İl Hakem Heyetleri’ne başvuru zorunludur.3000 Liranın üzerindeki dosya masrafları için  doğrudan Tüketici Mahkemelerine başvuru gerekir.
Tüketici Hakem Heyetlerine her bir kredi dosya masrafı için ayrı ayrı başvuru gerekir.Bankadan alınan ve dosya masrafını gösterir belgenin yanısıra   Gümrük ve Ticaret Bakanlığının web sayfasında (http://www.tuketici.gov.tr/index.snet?wapp=dilekceornekleri_tr&open=3) örneği bulunan aşağıdaki 'Tüketici Sorunları Hakem Heyetine Başvuru Dilekçesi'  doldurulup imzalanarak başvuru yapanın kimlik fotokopisi eklendikten sonra kırtasiyeden alınacak  karton (pembe renkli) dosyalara konulur ve bir asıl bir fotokopi halinde Tüketici Hakem Heyetine teslim edilir.Teslimde imza veya başka bir prosedür yoktur.Tüketici Hakem Heyetinin sıra dahilinde dosyaları inceleyerek verdiği karar  her iki tarafa PTT aracılığı ile tüketicinin başvuru dilekçesinde beyan ettiği adrese göre tebliğ edilir.
 
Tüketici Hakem Heyeti Kararları, Tüketici Mahkemesi kararları ile aynı nitelikte olup, tarafları bağlar. Tarafların, kararın gereğini yerine getirmemesi durumunda icra işlemi yaptırmak üzere İcra Dairelerine başvurması gerekmektedir.




.........................      KAYMAKAMLIĞINA

(Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı)

 

 

Davacı(Şikayet Eden) 

            Adresi            : ............................................................................................

                                     ........................................................................................................

 

Tel / Faks (varsa)       : .............................. / ..............................

 

Davalı(Şikayet edilen)

            Adresi            : ............................................................................................

 

Şikayetin                       

Parasal Değeri          : ................................YTL.

 

Dava(Şikayet)Konusu : .............................................................................................................

(Ayıplı mal / hizmet )

 

OLAY                                   :  .....................................................................................................

(Şikayetin açıklaması)

25 07 2014

ülkenin gücünü göstermek

Etrafı tam bir ateş çemberi olan ülkemizin yeni belası kendilerine Irak-Şam İslam Ordusu (IŞİD) adını veren çapulcu örgütü olacak gibi gözüküyor.Nereden çıktı, kim bunlar derken üç vakitte Suriye ve Irak'ın neredeyse yarısını istila eden bu çapulcu örgüt ayaküstü bir devlet kurmak üzere.
İşgal ettiği yerlerde binlerce müslümanı katleden, hristiyanları din değiştirmeye zorlayan, türbeler mescitler yıkan, İslam tarihinde olmadık zorbalık ve radikal  uygulamalara başvuran örgüt şimdiden klasik terör örgütlerine rahmet okutacak kadar korku salmış durumda.İşin tuhafı, El Kaide örgütünü çökertmek için  ordular gönderen, ülkeler işgal eden ABD, IŞİD için kılını bile kıpırdatmıyor.Basında sünni radikal örgüt olarak tanıtılan IŞİD' tan  yalnız ABD değil, bu konuda seslerini çıkarmayan Rusya, İsrail ve İran'ın da rahatsızlığı yok anlaşılan.
Bir anda ortaya çıkıp bu kadar geniş bir hareket kabiliyeti bulan acımasız silahlı bir örgütün yarın nerelere saldıracağı, kimlerin başına belalar açacağı belli olmaz.İşte bu noktada, kimlerin teşkilatlandırdığı, beslediği, yönlendirdiği belli olmayan bu örgüte karşı Türkiye'nin yanlış politika izlediği söylenebilir.Türkiye,  örgütü bölgedeki Şii kamplaşmasını bozacak bir sünni hareket olarak  görüyorsa bu son derece yanlıştır.Zira, türlü aşırılıkları içinde barındırdığı anlaşılan, nizam-düzen tanımayan bir silahlı örgütten lehimize sonuçlar çıkmasını beklemek büyük hata olur.
Oysa ki Türkiye, örgütün Kuzey Irak'ta zor şartlar altında yaşayan Türkmen soydaşlarına uygulanan katliam ve tecavüzleri haklı gerekçe göstererek  örgüte karşı yanı başındaki (büyük) ülkesinin gücünü göstermeye yönelik sınırlı bir hava harekatına bile başvursaydı, bugün kaynamaya devam eden Ortadoğu'da olumlu yönde daha farklı bir atmosfer olacağına emin olabilirdik.Zira;
-Öncelikle, tek güvenceleri Türkiye olan Türkmenler yalnızlığa itilmeyecek, perişan olmayacaklardı.
-Türkiye'nin Irak ile olan ekonomik ilişkileri zarar görmeyecekti.
-Irak'ın bölünmesi gündeme gelmeyecekti.
-Türkiye merkezi Irak'ın sempatisini kazanacak, ilişkiler düzelecek, yeni iş bağlantıları kurabilecekti.
-Gerektiğinde güce başvurmaktan çekinmeyen kararlı ve güçlü bir Türkiye bölgede ve dünya genelinde prestijini arttıracaktı.
-Cadı kazanı içinde, otorite eksikliğinin fazlasıyla hissedildiği Ortadoğu şartlarında Filistinli soykırımı yapmaktan keyif alan İsrail bunun için bir kez daha düşünmek zorunda kalacaktı.

Büyük devlet olmanın yolu öncelikle gerektiğinde ülkenin gücünü açıkça göstermekten geçiyor.Dosta güven düşmana korku verecek bu gücün Türkiye'de olduğuna inanıyoruz. 
Sitetistik TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi
Web Statistics