google-site-verification: googlea169ef6bc8d678e3.html

30 09 2007

sonsuza çıkış

Arif,tedavisi bulunamayan hastalığından dolayı son 15 gündür hastanede yatıyor,doktorlar çaresiz, sıra savmak babından gelip gidiyorlardı.Arif'in eşi ve çocukları günlerdir hastane kapılarında perişan olmuşlardı. Ellerinden bir şey gelmeyen doktorlar günden güne tükenen Arif'in az bir ömrü kaldığını söylemelerine rağmen ailesi Allah'tan ümit kesilmez düşüncesiyle hala ümit içinde bekliyordu.Arif,orta yaşlarda,bu illet hastalığına kadar sapasağlam bir insandı.Hayatta kimsenin hakkını yememiş,her zaman doğrudan yana olmuş,dürüst ve çalışkan bir insandı.Çevresinde tanıdık herkesin iyi bahsedeceği bir kişiliği vardı.Arif bunların yanında, dünya kadar hatası olduğunu da kabul eder,ancak bunları başkalarının aleyhine kasten yapmadığını,fani bir insan olmasının doğal sonuçları olduğunu düşünerek kendisini rahatlatırdı. Arif,aynı zamanda inançlı,yatağa düşünceye kadar Allah'a olan kulluk borcunun bilincinde olan ve elinden geldiğince de borcunun gereğini yerine getiren birisiydi.Ama artık sürekli gelen ağrılarından başka bir şeyi düşünemiyor, başucunda bekleyen eşini bile unutuyordu.Yine ağrılarının dayanılmaz bir noktaya geldiği, acı içinde kıvrandığı bir anda önünde bir ışık belirdi.Çok farklı bir ışıktı bu.Hiçbir renge benzemeyen,çok parlak ama asla rahatsız etmeyen bir ışık.Az sonra içinde çok güzel bir suret belirdi.Güzel suret Arif'e;"gel dedi ,seni bekliyoruz Arif" dedi çok tatlı bir ses tonuyla.Arif şaşkınlık içinde "ailem var,gelemem" dedi.Güzel suret,"onları düşünme gel" dedi tekrar,"seni bekliyoruz".Bu çağrıya olumsuz cevap vermek mümkün değildi.Arif yerinden doğrulmaya çalıştığı anda ,içinden ip kopuşu gibi bir ses hissetti.O anda hiçbir ağrısı kalmadığını anladı. Eşine baktı hıçkırıklar içinde ağlıyordu yanıbaşında.Arif bundan birşey anlayamadı.Kendisi iyileşmiş, ağrıları kalmamıştı,eşi niçin ağlıyordu ki?Tam eşine soracağı anda kendisini güzel suret ile birlikte parlak ışığın içinde buldu.Artık ailesini ,hastane odasını göremiyordu.Sonsuz görünen ışık içinde uçuyor muydu,yoksa duruyor muydu bilemiyordu.Her bir tarafı ,daha önce kesinlikle görmediği,farklı renk ve şekillerde anlatamayacağı kadar güzel biçimlerle doluydu, bu ortamda insan mutluluktan başka ne düşünebilir ki diye içinden geçirdiği anda karşısına başka bir güzel suret daha belirdi.Arif ona sormak istedi,"siz kimsiniz,ben neredeyim" diye.Güzel suret ona annenin çocuklarına olan şefkatli bakışından daha bir şefkatli bakış ve güzel bir ses tonu ile "Allah'ın izini ile cennete hoşgeldin", dedi.Arif öldüğünü,artık başka bir alemde olduğuna dair her şeyi kavradığını düşündüğü o anda kendisini daha önceki ışıktan çok çok güzel başka bir sonsuzluk ortamında buldu. Dünyada iken sevdiği her ne var ise, her şey çevresindeydi.İlk olarak aklına ailesi geldi.Onlar da oradaydı,kucaklaştılar.Az önce hastane odasında olduklarını, kendisinin öldüğü için geldiğini, fakat onların buraya nasıl geldiklerini soracaktı,ama gerek kalmadı.Çünkü cevabını biliyordu artık ;Allah'ın iziniyle. Aklından geçirdiği her bir şey o anda önüne geliyordu. Güzel suret tarafından kendisine ait olduğu söylenen makama giderken Arif,belki son defa gözyaşları içinde "şükürler olsun" diyordu "şükürler olsun Allah'ım".

29 09 2007

Atatürk'ü anlamak

Atatürk şüphesiz,dünya ölçeğinde 20. yüzyılın en önemli devlet adamlarından birisidir. Emperyalist devletler ile çatışma pahasına, imkansızlıklar içinde ,yıkılan İmparatorluğun üzerine bağımsız bir devlet kurmayı başarmıştır.Atatürk dahi bir komutan olduğu gibi,vizyon sahibi , yenilikçi bir devlet adamıdır aynı zamanda."Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum" tabirindeki sözleri dünya savaş literatürüne geçmiş durumdadır.Atatürk bununla birlikte, zamanının tüm gelişmelerini takip edip anlamaya,yakalamaya çalışan bir devlet adamıdır.Bu nedenle döneminin yükselen siyaseti olan milliyetçi faşizm uygulamalarından etkilenmesini yadsımamak gerekir.Nitekim, tüm dillerin Türkçeden doğduğunu kanıtlamak istediği için oluşturduğu Güneş Dil Teorisi veya Mimar Sinan'ın Türk olup olmadığını anlamak için mezarından çıkartıp kafatasını ölçtürmesi bu etkileşimine örneklerdir. Ancak Atatürk nihayetinde bir insandır,yani herkes gibi fanidir,hata yapması da normaldir.Amerikalı bir yazarın Atatürk'ün yaşamından bahseden "Bozkurt" adlı kitabında,Kendisi hakkında yazılan, duyduğumuzda bizleri şaşırtabilecek ifadelere tepki vermemesi Kendisinin de bunun farkında olduğunu göstermektedir.Bir insan olarak ,fakat gelecek öngörüsü kuvvetli olan bir devlet adamı olarak Atatürk ,bir konuşmasında Türk milletine, "miras olarak hiçbir dogma,nas bırakmadığını" ifade etmiştir.O'nun istediği , muasır yani çağdaş ülkeler seviyesi ne ise ona çıkabilmek .Atatürk bu yolda ne yapmak gerekiyorsa onları yapmış ve yapılmasını istemiştir.Atatürk ilkeleri diye sunulan altı ilkenin O'nun vasiyeti ile hiçbir ilgisi yoktur.Sözkonusu ilkeler ,Tek Parti döneminin rejim unsurları olarak sonradan tanzim edilmiştir.Atatürk gerçekten ,Türkiye ve her Türk vatandaşı için çok önemli ve saygıdeğer bir kişidir ve öyle de olmalıdır.Bu nedenle uygar ülkelerin kendi büyük liderlerine yaklaşımları ne ise ,Bizler da aynı yolu izlemeli,O'nu tarihteki müstesna yerine koymalıyız.Buna karşın,Kendi sağlığında her türlü bağnazlığa, aşırılığa şiddetle karşı bir kişiyi idol yerine koymak,insanüstü özellikler vermek, Atatürk gibi bir kişiliğe en büyük saygısızlıktır. Atatürk'ün kendi döneminin koşulları içinde aldığı kararları ,uyguladığı politikaları 80 yıl sonra hala değişmez ilkeler kabul etmek,aynen uygulamaya çalışmak ta keza, aynı şekilde Atatürk'ü hiç anlamamak,hatırasına saygısızlık yapmaktır.Baş döndürücü bir şekilde dönen,o günlerden bu yana derelerin altından çok suların aktığı dünyamızda ,80 yıl önceki anlayışı hakim kılmaya çalışmak,onları vazgeçilmez ilkeler kabul etmek geri kafalılığın,skolastik düşüncenin en ala göstergesi ve bazılarının büyük bir kişiliği kendi çıkarları doğrultusunda kullanma çabalarıdır aynı zamanda.Büyük Liderimiz kesinlikle bunları istemiyordu.Pragmatik bir kişiliğe sahip Atatürk'ün hemen her konuşmasında vurguladığı gibi, istediğini bir daha vurgulayalım; "Muasır medeniyetler seviyesine çıkmak" ,bu yolda nelerin yapılması gerekiyorsa onları yapmak. İşte Atatürk'ün düşünce yapısından anlamamız gereken budur kanımca.

27 09 2007

sıradışı bir hikaye


Yıllar önce, üniversiteyi bitirdiğim bir yıla yaklaşmıştı.Müfettişlik sınavlarına giriyordum,ancak İngilizcem çat pat derecesinde çok zayıftı,bu nedenle sınavlarım başarısız oluyordu.Hem okul hayatımda Almanca okumuştum, hem de gittiğim İngilizce kursundan verim alamamıştım.Yine fazla ümitvar olmadığım bir sınava girmek için trenle Ankara'ya gidiyordum.Oturduğum kompartımanda sınavla ilgili kitaba bakarken ,karşımda oturan adamın bakışlarının zaman zaman bana yöneldiğini farkediyordum.Adam,orta yaşın üstünde,şık giyimli,yeşilimsi gözlü bir adamdı.Çok konuşmadık ama bana neyle uğraştığımı sordu.Ben de dert ortağı bulmuş gibi üniversiteyi bitirdiğimi,yabancı dil problemi yüzünden sınav kazanamadığımdan falan bahsettim.Adam biraz daha dikkatle beni şöyle bir süzdü.Yanıma gel dedi.Gittim,ellerini uzat dedi,ne olacağını merak içinde uzattım.Gözlerime bak dedi,baktım.diğer insanlarda pek rastlamadığım yeşilimsi gözleri ışıl ışıldı.10 Saniye kadar bakabildim,ellerimi bıraktı.Nedir bu diye sordum,kafanın rahatlaması için,kendini iyi hissedeceksin dedi. Peki, teşekkür ederim dedim.Ondan sonra başka bir konuşmamız olmadı,Ankara istasyonunda inerken iyi günler dedim ve ikimiz de farklı yönlere ayrıldık.Bir gece kalacağım için Ulus'ta bir otele gittim.Kayıt işlemi için beklerken bankoda Time dergisini gördüm.Kapağını kaldırdım,sanki Türkçe imiş gibi okuyabiliyorum,anlayabiliyorum. Daha doğrusu böyle olduğunu resepsiyon görevlisinin buyrun dediği anda farkettim.Şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemedim,bir süre bocaladım,cevap veremedim.Daha fazla tuhaf duruma düşmeden toparlanıp kayıt yaptırdım ve hızla odama çıktım.Şaşkınlığım sürüyor,ne yapacağımı bilemiyordum.Hemen İngilizce test kitabımı çıkardım.Aman Allahım,gerçekten ana dilim İngilizceymiş gibi bütün soruları rahatça çözebiliyorum.Televizyonu açtım,Amerikan kanallarını buldum, konuşulanları çok iyi anlayabiliyorum.Nasıl oldu,ne oldu acaba hayal mi görüyorum, kafayı mı bozdum diye düşündüm.Pencereyi açtım,dışarı baktım,karanlık ama caddeden arabalar,insanlar geçiyor,ışıklar,gürültü her şey normal,demek ki ben de normalim .Acaba dedim,çalışmalarımın sonucu beynimde biriktide mi bu duruma geldim.Ama mümkün değil gibi geldi bu ihtimal. O kadar çalışmış olamam.Aklıma trendeki adamın yaptığı hareket geldi.Kesin o olmalıydı, beni bu hale getiren.O adam uzaylı filandı ve bana yardım etti,kesin o diye düşündüm.Gıyabında teşekkür ettim,gerçekten uzaylı ise, belki de duyar diye.Bir süre daha İngilizce kanalı seyredip mutluluk içinde uyudum. Sabah sabırsız bir şekilde erkenden sınavın yapılacağı kuruma gittim.Zevkten dört köşeydim,başaracaktım.Sınava girdim,İngilizce sorularından başladım ilk önce.Aaa o da ne? Akşamki İngilizcemden eser yok,uçmuş gitmiş adeta,yine eski halim,ne oldu İngilizceme ?Acaba rüya mı görmüştüm gece,kafama takıldı.Zaten başka bir şeye bakacak halim kalmamıştı.Sınavı bırakıp çıktım.Ancak merdivenleri inerken hala düşünüyordum,gerçek miydi,hayal mi görmüştüm,yoksa rüya mıydı?Yıllar sonra hala cevap verebilmiş değilim bu soruma.

25 09 2007

yasakçılara gıcıklayıcı sorular


Özgürlük kazanmak ,özgürlüklere açılım yapmak her zaman sorunlu olmuştur.Mutlaka birileri çıkar özgürlüklerin önüne, ipe sapa gelmez komplo teorileri ile engel olmaya çalışır.Ancak özgürlük veya temel hak ve özgürlüklerin ateşi öyle yüksektir ki bir zaman gelir önüne set olanları yakıp gider,durdurulamaz.Konu üniversitelerde türban serbestisi ile ilgili.Türbanın üniversitelerde yasak olmasını gerektiren bir kanun yok,başlıca dayanak uluslararası mahkemelerin almış olduğu kararlar.Sormayalım mı şimdi. Size ne ünversitelerimizdeki giyim yasaklarından sarı peruklu bay international yargıçlar?Ben özgürlükleri geliştireceğim,ülke insanının daha rahat ve huzurlu olması yönünde kararlar alacağım.Benim insanım başını hangi gerekçe ile örtüyorsa örtsün size ne?Hem hanginizin ülkesinde üniversitelerde giyim kuşam yasağı var?Önce manastırlarda mahkum ettiğiniz rahibelere bakın.Bize gelince mi yasakçı kesiliyorsunuz?Kendi halkınıza olan hakları bize niçin çok görüyorsunuz?
Gelelim içerideki yasakçı tiranlara.Tamam ,görüntü olarak çağdaşız sizlerle,aynı zamanı yaşıyoruz,ama beyinleriniz hangi çağı yaşıyor merak ediyorum doğrusu.Bırakın yasakları,baskıları.Bunların modası geçti artık.En son Adolf HİTLER uğraşıyordu bu işlerle.Yani olmaz yasaklar üreterek insanları kategorize ediyordu,sizler gibi.Şimdi uygar ülkelerde moda, insanoğlunun temel hak ve özgürlükleri maksimuma çıkarılmış olduğundan ,hayvanlar için temel haklar açılımı yapmak.Genç bir kız başını hangi amaçla örtüyorsa örtsün,bundan size ne? Bunaltıcı sıcaklarda bile örtüp katlandığına göre kendisi için bir anlamı olmalı.Bu sizi niçin ilgilendiriyor?Yoksa sizde saç fetişizm mi var?Hayır diyorsunuz sanırım,rejim çökermiş sesi çıkıyor.İyi de, Kurtuluş savaşında sırtında mermi taşıyan,kağnı çeken başı gözü kapalı insanlardı yine.Kimse kendi kurduğu Cumhuriyeti yıkmak istemez herhalde.Anlaşılan kafanızdaki tek partili ütopyanın çökmesinden endişelisiniz.Sizin gönlünüzde hak, hukuk, insanlık, vicdan gibi kavramlar mevcut değilse yasaklara gerekçe bulmanız çok kolay.İş türbana (doğrusu benim için başörtüsü) veya dini değerlere gelince aklınızda yasaklar için peşin hazırlanmış 40 tane gerekçeniz hazır.Yok efendim diğerlerine baskı olurmuş,İran'a ,Malezya'ya dönermişiz.,Ramazanda restaurantlar açılmazmış, bilmem ne.İyi de siz bu milleti ne sanıyorsunuz?Bu milletin feraseti,basireti hiç mi yok?Bu millet sizin aklınıza mı muhtaç?Millet sizin saçma fantazi teorilerinize uymak zorunda mı?Emin olun,bu millet neyi ne zaman nasıl yapacağını çok iyi bilir.Ve yine emin olun ,ortalama Türk vatandaşının feraseti,öngörüsü sizden kat kat fazladır.Hatta köy yerindeki Haso Ağanın bile.Siz yasakçı düşüncelerinizi bacaklarınızı masa üstüne atıp elinizdeki viskiyi yudumlarken veya televizyon haberlerinden oluşturuyorsunuz muhtemelen.Ancak bu millet gerçeğini yaşıyor izlediğiniz haberlerin ve bu milletin sizler gibi yasaklarla derdi ve işi yok.Türbanlı türbansız yanyana gezer,sohbet eder,düğünlerde oynar,akşamcılar bile inançlara saygı gösterir,hiçbir sorun yok.Sizin gibi karakediler girmedikçe hiçbir sorun da çıkmayacak.Sizin gerçek amacınız ne,ne istiyorsunuz, bilelim.Görüşlerinizi açıkça beyan edin.Ülkeye mi düşmansınız,İslama mı,yoksa Milletin huzur ve rahatına mı?Eğer açıklamazsanız aklıma şu geliyor doğrusu.Gerçi şahsi bir düşmanlığım yok onlarla ama, gerçekten ülkemizde Ermeni kanı (inançlarının farklı olması bakımından) taşıyan insanlar bu kadar çok mu?

23 09 2007

Bir Masal: Ak koyun Kara koyun

Geçmiş zamanlarda imkanı çok ama fakiri fukarası daha çok ülkenin birisinde koyunlar yaşarmış.Soyları bir olmasına rağmen, her nasılsa sonraları koyunlar ak koyun kara koyun diye ikiye ayrılır olmuş.Kara koyunların sayısı çok fazla olmasına rağmen ,ak koyunlar bir türlü ülkenin idarecisi olmuşlar,her şey onlardan sorulur olmuş.Ama ne idare. Astığım astık kestiğim kestik.Öyle katı kurallar koymuşlar ki,kara koyunlar ne yapacaklarını şaşırmışlar.Herkes bizim gibi meleyecek , başka ses çıkarmayacak,bizim belirlediğimiz ahırlarda eğitilecek, bizim belirlediğimiz otlakların dışına çıkmayacak gibi kurallar koydukları için bunlara tahammül edemeyen çok sayıda kara koyun cezalandırılıyormuş. Hatta, kara koyunlardan başlarında beyazlık olanları şuralarda otlayamaz,buralara giremez diye çok katı kurallar da varmış.Ak koyunlar ülkenin yüksek çayırlı suyu bol yerlerinde lüks bir yaşam sürerken, kara koyunlar kuru otlaklarda sabahtan akşama gezinip sütlerini de beyaz koyunların mandıralarına yok pahasına vermek zorundaymış.Gel zaman git zaman sonra kara koyunlardan bir kısmı türlü yollarla, azimle sabırla çalışmanın sonunda beyaz koyunların çayırlarına ve ahırlarına girmeyi başarmışlar.Tabii beyaz koyunlar bundan çok rahatsız olmuşlar,hazmedememişler.Beyaz koyunların çayırlarına giren kara koyunların sayısı çok arttığı bir dönemde seçim zamanı denk gelmiş.Beyaz koyunlar aslında seçim filan istemiyorlarmış ama komşu zengin ülkelerin baskısı ile buna mecbur kalmışlar.Tabii seçimi sayıları çok daha fazla olan kara koyunlar kazanmış.Ancak beyaz koyunlar haliyle ülkenin idaresinden, lüks içinde yaşamaktan,kurdukları kölelik düzeninin bozulacak olmasından çok endişeye kapılmışlar.Kara koyunlar ise,kara veya beyaz tüm koyunlara eşit şekilde davranıp, herkesin kuzularının güven içinde yaşayabileceği bir ülke oluşturmak için ülkenin idaresinde önemli değişiklikler yapmaya başlamışlar.Ülkenin idaresini bir daha ellerine alamayacaklarını düşünen beyaz koyunlar kara koyunlara her türlü çamuru atmışlar.Mesela; sizin idareniz yüzünden bizim beyaz kuzularımız da kararacak demişler,kara koyunların kuzularının çok aptal oldukları gibi ipe sapa gelmez şeyler demişler,hatta biraz daha rahatsız olursak seçim sonuçlarını da tanımayız,idareyi yine zorla alırız,filan diyorlarmış.Ancak işler hiç te beyaz koyunların istediği gibi yürümemiş.Koyunlar ülkesinden alınan son haberlerde, kara koyunların adil ve başarılı yönetiminden rahatsız olup, kendi sömürü düzenleri de bozulmakla karşı karşıya kalan pek çok beyaz koyunun psikolojik çöküntü nedeniyle ortalık alanlarda tuhaf seslerle melemeye başladıkları yolundaymış...

9 09 2007

düttürü dünya

Dünya her yıl bir öncekine göre daha hızlı dönüyor galiba.Gelişmiş ülkelerin sahip oldukları büyük uluslararası şirketler ve çeşitli bilimsel kuruluşlar teknoloji ile adeta dalga geçiyorlar.Dünya pazarlarına sundukları son teknoloji ürünlerinin daha ambalajlarını açmadan daha iyi ve üstün nitelikte yenisinin çıktığını duyuyoruz.Yenisini alsak,yine aynı haberi duyacağımız kesin. Teknoloji gerçekten baş döndürücü şekilde gelişiyor.AR-GE departmanları sıradan işleri bıraktı.Şimdilerde insan,hayvan kopyalamakla,yapay zeka üretmekle,birebir insan işlevlerinin yerini tutabilecek kapasitede robotlar yapma derdinde.Uzayla uğraşanlar da, güneş sistemini bıraktılar,artık kimbilir kaç milyar ışık yılı (bir ışık yılı=bir yıl içinde bulunan saniye miktarı*300.000 km* mesafe demek ) uzaklığında galaksiler üzerine çalışma yapıyorlar.
Bu ahval ve şerait içinde biz ne yapıyoruz?En başta,Cumhurbaşkanının eşi türbanlı olur mu olamaz mı,eğer olursa nereye girebilir nereye giremez,neresi kamusal ve yasaklanacak alan,başbakan öğle yemeğini hangi kebapçıda yedi,genelkurmay başkanının sağ gözünü kırpması ne anlama gelir, hangi manken hangi playboy ile takılıyor,kimin eli kimin cebinde gibi absurt konuları hararetle tartışıyoruz.Yaz boyu düğünleri bekliyoruz,konvoylara katılıp şamataya ortak olmak,çalgıcı üflediğinde piste atılıp ter kan olana dek oynamak.Tam bize göre bu iş; düttürü dünya.
Bu yaz kuraklık vardı,çoğu bölgemiz içme suyundan bile mahrum kaldı.Gereksiz tartışmalar, suçlamalar gırla gidiyor.Son sare yağmur duasına çıkanlar ile dalga geçiyoruz.Oysa çağdaş düzeyde bir toplum olabilsek, gereksiz konuşmalar,karalamalar,suçlamalar yerine kültür sanat veya bilimden bahsediyor olmamız gerekirdi.Çünkü çağdaş toplumlar,ilk önce altyapı hizmetlerini tamamlar, bu tür sıkıntılara sebebiyet vermez,tedbirlere rağmen yine sıkıntı olursa konu ile ilgili olanlar yapıcı görüşlerini ifade ederler,bir daha sıkıntı olmaması için gereği yapılırdı.Tabii,bizim için farketmez.Biz çene de yaparız,birbirimizi de yeriz,yeter ki şöyle iki kolumuzu açıp dönelim çakır kafa.Çal çalgıcı.Düttürü dünya.
Bizde en çok bayramlarda olmak üzere katliam gibi trafik kazalarını duymak artık çok sıradan bir haber gibi geliyor.Üç beş onbeş ölümlü kazalar dikkat bile çekmiyor,yirmiyi geçti mi kulak kabartıyoruz.Siz duydunuz mu, Batı'da böyle ağır kazalar veya kaç kez duydunuz? Duyamazsınız tabii.Çünkü herkes kurallara elinden geldiğince uyar,uymayanlar uyarılır.Biz ise yarı uykulu gözlerle,yarı demlenmiş kafalarla,trafik kuralları yerine "kural benim" anlayışıyla tabakhaneye bir şey yetiştirme peşinde olunca gelsin trajediler gitsin tabutlar.Aman olacak tabi,yola çıkanın kellesini koltuğa alması normal bu memlekette.İyi de niçin diye sorsanız cevap yok.Biz yine şöyle bir dönelim.Çal çalgıcı.Düttürü dünya.
Hadi bırakın teknolojiyi nemize lazım,nasılsa parasıyla almıyor muyuz deyip,çenelerimizi kuvvetlendirmek için boş konuları konuştuğumuzu,trafik kazaları gibi acıklı şeyleri es geçelim gelelim spora.Çağdaşlık çıtasını geçmiş ülke sporcuları sporda rekor üstüne rekor kırıyor.Takım oyunlarında yeni taktikler geliştiriliyor,semereleri alınıyor.Bize düşen ise sadece seyircilik.Sporda da dökülüyoruz.Ata sporumuz güreşte başarıyı zaten unuttuk.Atletizm,yüzme,cimnastik filan zaten yok.Futbolda kısa bir dönem ışıldayan kramponlarımız söndü gitti.Uluslararası sıralamada bilmem hangi sefil ülkelerle aynı seviyeye düştük.Süper futbol ligimizi çarşafa doladık.Çok kıymetli Süper ligimizin yüzünü ancak yüzgörümlük veren görebilir.Anlı şanlı bildiğimiz takımlarımızın Avrupanın köy takımlarına elenmesi canımızı sıkıyor.Gidişat kötü.Belki yakında takımlarımızı Avrupa kupalarına bile almayacaklar.Aman boşverin canım,top yuvarlaktır,yarın da bize denk gelir diyorsunuz .Üç kuruşluk keyfimizi bozmayın top için değmez diyoruz,ne için değer diyemiyoruz.Boşver, çal çalgıcı.Bize tüm dünya düttürü zaten.
Bir şairimiz 50 yıl önce çok güzel tanımlamış bizi:
Ne atom bombası,
Ne Londra Konferansı;
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!

7 09 2007

bağımsız kürdistan diyenlere

Türkiye Cumhuriyetinin varlığını ortaya koyan Lozan Anlaşmasında kurucu ve azınlık millet kavramları din ayrımına veya esasına göre yapılmıştır.Buna göre,kökeni ve mezhebi ne olursa olsun,İslam olan halk kurucu millet,Gayrımüslimler de azınlık olarak tanımlanmıştır. Gerçi, cumhuriyetin ilerleyen yıllarında laikliğin yerleştirilmesi çabaları çerçevesinde din ayrımı önemsizleştirilse de ,bu,Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş esasını ve halen yürürlükte olan Lozan Anlaşmasının içeriğini değiştirmez.Görüldüğü üzere Türkiye Cumhuriyetinin tapusu niteliğindeki Lozan Anlaşmasına göre ;Türk,Kürt,Çerkez,Abaza,Gürcü,Arnavut,Boşnak,Arap,Türkmen vs. hepsi bir millet olarak sayılmış,ülkenin asli unsurları olduğu kabul edilmiştir.Bu sonucu doğuran, sayılan unsurların vatanlarını korumak için Osmanlının son dönemlerinden itibaren kader ve güç birliği yapmış olmalarıdır. Yemen'de,Çanakkale'de,Kurtuluş savaşında canı kanı pahasına mücadele eden insanların aralarında milliyetinden dolayı herhangi bir ayrım yoktu.Bakın Çanakkale Şehitleri mezarlıklarına,ülkenin dört bir yanından ve şimdi ülke dışında kalan vilayetlerden gelip te şehit olan insanlarımız yanyana yatmaktadır.Belki onların adetleri,tenleri,kültürleri farklıydı , belki ortak bir dilde dahi anlaşamıyorlardı,ancak bir şeyleri ortaktı.Hepsi İslamdı,hepsinin Rableri aynıydı ve hepsi de vatanları uğruna şehit olmayı umarak arzulayarak cepheye koşarak gelmişlerdi.Bu savaş ve zaferlerin sonunda oluşan yeni devletin birinci Meclisinin de, tüm bu nüfus unsurlarının özelliklerini belli eden temsilcilerin katılımıyla oluştuğunu biliyoruz.
Aradan 85 yıl gibi uzun bir zaman geçti.Adeta batmış bir İmparatorluğun külleri üzerine kurulan T.C. nin insanları,tüm halkı özellikle yoksulluk ve imkansızlıktan dolayı çok sıkıntılar çekti.Sağlığında Dedemden,askere (savaş zamanı değil) gitmek için 200 km. yolu yaya yürüdüklerini, 2.Dünya savaşı zamanında mısır koçanlarını öğütüp çorba yaptıklarını, devletin vergi olarak köylünün her üç hayvanından birini veya ekinlerinin önemli bir kısmını aldığı şeklinde çok şeyler dinledim.Doğu Karadeniz bölgesinde bulunan köyümüze elektrik 1980'lerden sonra geldi.Hala köy yollarımızın çoğu topraktır ve ilçemde hala tek bir fabrika bile yoktur.
Demek istediğim şu sayın ziyaretçiler:sıfır sermaye ile kurulan bu ülkenin her bölgesi her insanı yokluktan dolayı çok sıkıntılar çekti.Ama şunu rahat söyleyebilirim ki,bu ülkenin İslam nüfusu arasında resmi veya gayrıresmi alanda etnik köken ayırımı yapılmadı.Belki birkaç münferit olay varsa da bu geneli değiştirmez.Herhangi bir etnik kökenden gelen insanlar her türlü mevki ve makama çıkabildiler,ülkenin herhangi bir bölgesine yerleşebildiler, istedikleri okullarda (askeri okullar dahil) okuyup,istedikleri işleri yapabildiler,kimse onları sorgulamadı, yasaklamadı.Çünkü başta dedik, hepimi bir milletiz, ayrımız gayrımız yoktur, olmamalıdır.
Ancak,dışarıdan zorlamalarla,baskılarla,kandırmacalarla çeşitli tezgahlarla ülkede Kürt sorunu diye bir sorun üretildi.Tamam,geçmiş dönemde ülkemiz daha içe kapanıktı.Bazı dönemlerde yanlış politikalar sonucu Kürt asıllı halkımız sıkıntılar çekmiştir.Mesela,ana dilini konuşması , yayın yapma hakkı, müziği yasaklanmış,bayramlarını kutlamalarına izin verilmemiştir. Ama bugün, o günler geride kaldı.Artık daha ileride daha çağdaş,demokrasisi ve ekonomisi makul seviyelere gelmiş farklı bir Türkiye var.Bu nedenle dünya standartlarını belirleyecek derecede ileri seviyede olan Avrupa Birliği ülkemizi üye adaylığına kabul etti.Son yıllarda ,Ülkemizin sosyal ve ekonomik sorunlarının çözümü noktasında ülkeyi topyekün daha ileriye götürecek radikal kararlar alınıyor ve uygulanıyor. Tabii bu açılımların semeresini herkes,her Türk vatandaşı görüyor.Ancak,bu gelişme ve açılımlar maalesef Kürt kökenli vatandaşlarımızın çoğunluğunu oluşturduğu bölgelere tam yansımıyor.Çünkü bölgede ülke düşmanlarının piyon ve taşeronluğunu yapan terörist gruplar aktif halde.Bölgenin gelişmesini istemiyor,izin vermiyorlar. Kamu mallarına zarar verip yatırımlara engel oluyorlar.Biliyorlar ki,bölge gelişip insanların kültür ve refah seviyeleri yükseldiği zaman oyunları tutmayacak,kendilerine yandaş bulamayacaklar.
Evet soruyorum onlara.Hadi diyelim istediğiniz oldu (Açıkcası, Ben gerçekçi birisiyim ama buna hiçbir ihtimal tanımıyorum.Bu ülkeyi ve milletimi tanıyorsam,değil toprağını çakıl taşını bile dünya üstümüze gelse vermez) diyelim.Başınız göğe mi erecek?Dört yanınızda dört düşman ülke (Türkiye-İran-Suriye ve Irak) olacak,denize çıkışınız yok.Bu ülkeler sizi rahat bırakır mı?Türkiyenin dört bir köşesinde mutlu bir şekilde yaşayıp diğerleri ile akraba olmuş milyonlarca insanın hali ne olacak?Kendi halkınızı nasıl memnun edecek,ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaksınız?Bu işi çok mu kolay sanıyorsunuz?Orada birkaç varil petrol ile (zaten dünyada petrolun da sonu geldi) her şeyi halledeceğinizi mi sanıyorsunuz? Bugün yanınızda ABD ve İsrail var.Yarın onlar gidince haliniz ne olacak? Onların sizleri kara kaşınız gözünüz için sevdiğini mi sanıyorsunuz?Sahiden gerçeklerden bu kadar uzakta mısınız? Bağımsız olacağım diye on binlerce insanın kanını dök,sonra kuracağın acizane ülkende döktüğün kanda boğul.İstediğiniz bu mu?Hiç sorgulamıyor musunuz bunları kafanızda?
Evet baylar.Karşınızda demokrasi,temel hak ve özgürlüklerde, ekonomide önemli mesafeler almış,hergün daha ileriye giden büyük ülkeniz (Türkiye) var.Kimse sizleri dışlamıyor,Siz kendinizi dışlatmadıktan sonra.Artık ülkeniz ile çatışmayın,O'nun için çalışın biraz da.Çünkü bu ülkenin büyümesi gelişmesi demek; her etnik kökenden gelen insanıyla,kundaktaki ve daha doğmamış bebekleriyle herkesin daha mutlu ve huzurlu olacağı bir ülkeye sahip olacağımız anlamına gelir.Bu süreçte bazı yanlış ve eksik uygulamalar olabilir.Hakkınızı kanunlar önünde arayın.Emin olun, kanunlarda herhangi bir etnik ayrımcılık kesinlikle yok.Bu ülkede hepimiz eşitiz ve her hakka eşit ölçüde sahibiz. İçine girmiş olduğunuz karanlık dehlizlerden gün ışığına çıkın ,etrafınıza bakın,karşınızda bu ülkenin şanlı tarihi boyunca, hiçbir etnik köken ayrımı yapılmadan vatanları için şehit düşen dedelerinizin de kanları ile boyanmış al beyaz bayrağımız var. Onun önünde eğilin ve saygı duyun.O hepimizin bayrağı.Hepimiz tek Milletiz,hepimiz Türkiyeyiz. Bir şairimizin dizesi ile bitirelim konuyu.

"Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez"

6 09 2007

televole manşetler


İbrahim Tatlıses ile Seda Sayan, ortak oluyor! İki ünlü, kendilerine hava taksi filosu kurmaya hazırlanıyor
**
Taksi havadan gider mi hiç ya,bırakın olmayacak işleri.Alın ortak bi simit tablası oturun başına.Paraya para demezsiniz şerefsizim.

Sibel Can kapandı! Umre'ye giden, namaz kılan ve sürekli dua eden ünlü şarkıcı şimdi de türbanı denedi
**
Zaten bikinisinin üzerine pareo bağlamasından belliydi kapanacağı .İşte irtica geliyo abi ya.

''Türkiye'nin süperstarı'' üniversite kitaplarına girdi! Ajda Pekkan, bilimsel tez konusu oldu
**Vah vah zavallı üniversite öğrencileri.Kesin madencilik fakültesidir.O çocuklar artık petr-oil bulsalar da bitiremezler tezlerini.

3 yıllık ilişki bitti! Ünlü oyuncular 22 yaşındaki İsmail Hacıoğlu ile 30 yaşındaki Ceyda Düvenci ayrıldılar
**Yani flört 3 sene olur mu be abi.Yapacaksın 30 sene bak ondan sonra birbirlerinden ayrılıyorlar mı?

''Ozon gazıyla kan yıkatmak'', sosyete ve magazin dünyasının ünlülerinin yeni heyecanı oldu
**Ozon tabakasının niçin yırtıldığı belli.Ulan bari sütle yıkatın da atmosferi bozmayın.

Beyaz kendisine ekranda süre biçti,''Kazık çakacak değilim. Zamanı gelince elbette bu işi bırakacağım"
**Beyaz abi ya ben ilkokula gidiyorum da abi ya,söz versene ne olur, torunumun kızının oğlunun sünnet düğününe bi gel sonra bırak olmaz mı ya.Hadi be abi,ne olur.

Tatlıses, ''konserde barışı görmek istiyorum'' dedi, ölü güvercin fırlattılar, kavga çıktı, 2 kişi bıçaklandı
**Ne yapsın zavallı güvercin.Azgın kalabalığa maskara olmaktansa huzur içinde öleyim daha iyi diye düşünmüştür herhalde.

Hande Yener, konsere, nikâha hazırlandığı 10 yaş genç Romeo'su Kadir Doğulu'nun cipi ile geldi, bacaklarındaki morluklar dikkati çekti
**Cipi varmış bak çocuğun cipi.Morlukları cipe çok bindiği için olabilir canım.Kıskananlar çatlasın.

Nazire Şenlendirici, eşiyle yanak yanağa şarkı söyleyen Deniz Seki'nin kilolu halini yorumladı,"Gün geçtikçe kilo alıyor. Ne mutlu bana, beni örnek alıyor! Boşanmayacağım, Deniz Seki de metres olarak yaşayacak''
**Yanak yanağa söylemiş işte ne var bunda demeyin..Yuvası metresli bir kadın kendine işte böyle güvenir.Yaa.

Teyzesinden istedi, söz kesildi, nişan bu hafta! Pınar Altuğ (33), kendisinden 9 yaş küçük sevgilisi Yağmur Atacan’la evlilik kararı aldı
**Ha 9 ha 19 yaş küçük ne fark eder canım.Mühim olan evlilik kararını nereye yazdıkları.Acaba suya mı?Hem de göller kurumuşken,hangi göle acaba?

Bülent Ersoy, eşi Armağan Uzun için annesiyle kavga etti! “Bu da diğerleri gibi paralarını yiyecek. O adam bu eve giremez” sözlerine kızan şarkıcı kocasını seçti, evini terketti
**Hayır hayır bu tam bir aşk evliliği,her şeyinden belli.

Kaya Çilingiroğlu, kızı Zehra'nın teyzesi Helin Avşar'la görüşmesini yasakladığı haberlerini yalanladı
**Gündeme oturmak için at tut.Ondan sonra da baldız kafandan aşağı kovayı devirince yalanla.İyi be.Yakışır mı delikanlılığa.

Popçu Demet Akalın, kendisine "çamur" diyen Hande Yener'den ''Istırabının dinmesi'' için 50 bin YTL tazminat istedi
**Biz de ıstırabımızın dinmesi için devlet babadan istiyoz ama veren yok.Boşa uğraşma kızım git çalış kazan.Bize de öye diyolar.

Gülben Ergen'den özel hayatı,''Albümlerimi ilk şoförüm Şükrü dinler, kulağı sağlamdır. Alışverişe çıkarken en iyi arkadaşlarımı bile yanıma almam''
**Abi ne şoförler var be abi.Hem deneme tahtası gibi kafasını ütületiyor hem de kadının alışverişine para harcıyor.

Seda Sayan, Hayrünnisa Gül ile liseden arkadaş çıktı! Erkeklere, ''Eşinizi aldatmayın'' diye uyaran şarkıcı, siyasete gireceğine yemin etti
**Kadın ilk siyasi demecini de vermiş,ama ettiği yemini milletvekili yemini sanıyor.Ne bilsin garip.

Sunucu Ece Erken, ''17 Ağustos depreminde Ebru Gündeş'le aynı evdeydik'' diyen Alişan'ı, ''Onunla yeniden birlikte ol'' diye sıkıştırdı
**Sana ne,sana ne ,derdi seni mi aldı kızım yürü be işine bak.

Tuğba Özay, cezaevi kapısında bekleyen gazeteciler yüzünden, annesi - babası ile görüşemiyor
**Kızın sabah akşam cezaevi kapısında bekleyecek kadar çok vefalı gazeteci dostları varsa, ana-babaya ne gerek var ki zaten.

Manken Akay, Tuğba Özay'ın yerine DJ oldu: ''Onun durumuna çok üzüldüm''! Manken Nilay Dorsa, "Gücü ve parayı seven biriydi. Kendi düşen ağlamaz''
**Çok üzüldüğü belli kızın ,içim parçalandı doğrusu.Abi ya, bu kız timsahları sahiden çok mu seviyo?

Bülent Ersoy'u, çıktığı kafenin garson kızı ile aldatan Armağan Uzun, sabaha karşı saat 02.00'de basın toplantısı düzenledi, özür diledi: ''Eşimin bana güveni sonsuz''
**Abi evde gül gibi karın dururken ne işin var senin gece yarısı sokakta.Yaptığın iş mi abi ya.Sinüzitini azdıracaksın dikkat et.

Bülent Ersoy'un eşi Armağan: ''Onu aldatmadım. İlişkimize, çıkar amaçlı olarak bakmayın. Fotoğraflardaki kız çocukluk arkadaşım ''
**Yok abi aldatmamış belli ya.Hiç insan çocukluk arkadaşı ile bi şey yapar mı? Aa olur mu öyle şey töbe töbe.Çocukluk arkadaşı canım bu.

Hülya Avşar'dan ilginç sözler,''Hâlâ evli olsaydım ve şartlar gerektirseydi, Feraye Hanım'la aynı evde otururdum''
**İşte bu ya.İşte modern Türk kadını bu.Ulaşmak istediğimiz çağdaşlık seviyesi filan ...

Mehmet Ali Erbil. grev hazırlığındaki THY işçilerine destek verdi! Eşiyle ABD'ye giden ünlü şovmen, ''Uçakla gitmiyoruz. Otobüsle gideceğiz" dedi
**Erbil abi ya, otobüsün cam silecekleri çalışmıyor ki nasıl gidicez onca suyun içinden he he .

Petek Dinçöz, Kırkpınar'da ağalığa aday oldu! Şarkıcı, sevgilisi Can Tanrıyar'a uygulamak üzere yağlı güreş öğrendi.
**Öğren öğren.Bilmemek değil öğrenmemek ayıptır.Can olmaz con olur. Güreşecek birisini nasıl olsa bulursun.

3 09 2007

Nostaljik yaşam:1980 öncesi

1980 Yılı şüphesiz, yakın tarihimizin en kritik dönemeçlerinin yaşandığı bir yıldır.Dönemeçlerin birinci ayağı,ekonomiyi baştan ayağa yenileme amaçlı 24 Ocak kararları,ikincisi ise,demokrasiye ara verdiren 12 Eylül darbesi.Bu iki olgu ,Türk insanının yaşamında 1980'den önce ve sonrası şeklinde ifade edilmekte olan esaslı bir değişim ve dönüşüme yol açmıştır.Benim burada bahsedeceğim ,1980 öncesi ,çocukluğumun hafıza yoklamasından kalanlardır.O yıllarda, Türkiye'nin çoğu köyünde olduğu gibi Doğu Karadenizin en doğusunda bulunan köyümüzde de elektrik yoktu.İlkokula gidiyordum. Akşamdı herhalde.Evde radyoda bir şeyler çalıyordu.Birdenbire yayın kesildi, sessizlik oldu.Az sonra spiker ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ'nün öldüğünü söyledi.Tarih 1 Aralık 1973 olmalıydı. O günden bu yana memleket meselelerine ilgi duydum. 1974 Kıbrıs harekatında, yine radyodan savaş haberlerini dinlerdim.Ordu için un,şeker,pirinç toplandığını hatırlıyorum.Kıbrıs savaşından sonra Batıya taşındık.Taşındığımız semtte evlerin arasındaki arsalar,yamaçtaki kırlar çocuklar için top,misket,çelik çomak ve kovboyculuk (şimdi hiçbiri kalmamış) oynama alanlarıydı. Günlerimiz neşeli geçerdi.Olanaklar çok kısıtlıydı,fakat okullarda şimdikinden daha iyi eğitim verildiğini düşünüyorum.Derste laubalilik,öğretmene saygısızlık olacak şeyler değildi. Bunların karşılığı adamakıllı sopaydı.Hiçbir veli de çıkıp şikayetçi olmazdı.Bilakis öğretmenlere "ellerin yeşillensin" denirdi.Sanırım okula gönderilen çocuk için "eti senin kemiği benim" anlayışı vardı.
O yıllarda yoksulluk çok yaygındı.Etrafımızda kimse zengin sayılmazdı.Simit bir Liraydı ama parasızlıktan okulda simit çeyrek ve yarım bile satılırdı.Ancak insanlar fazlasıyla cömertti. Bayramlarda elini öpmeye gittiğimiz tanımadık insanların çoğu şekerin yanında para verirdi. Komşuluk duygusu çok gelişkindi.Hemen hemen her akşam başka birisinin evinde çoluk çocuk oturmaya gidilir mütevazi ikramlar yapılır,uzun sohbetler her şeye yeterdi.Evler küçüktü ama biz tıkış tıkış olduğumuzun farkında bile değildik.1974 yılında evlere televizyon girmeye başladı. Bu sihirli kutu sosyal yaşamda büyük değişikliklere yol açtı.Artık herkesin evine gidilmiyor, yalnız televizyonu olan evlere gidiliyordu,hem de mahalle boyu.Ailem biz çocukların mızmızından bıktığı için erkenden bir televizyon sahibi olduk.Babam Schaublorenz marka siyah beyaz televizyonu büyük çatı anteni ve regülatürü ile birlikte 6000 Liraya aldığını söyledi.Dört maaş tutarıymış bu. Televizyonun alınması evimizi cazibe merkezi yaptı.Konu komşu bir zaman eksik olmadı. Bu ziyaretler diğer komşularımız da televizyon alınca bir süreliğine bıçak gibi kesildi desem yalan olmaz.Hatırlıyorum,tek kanal yayın vardı.Günde üç-dört saat,hafta sonları daha fazlaydı süresi.Reklamları ezberler,kapanıştaki askerlerin bayrak çekme ve İstiklal Marşı okumalarını dahi çoğu zaman heyecanla izlerdik. Televizyonda programlar kısıtlıydı.Cumartesi akşamları Türk filmi oynar,ailece pür dikkat izlerdik. Banu,Yeliz Füsun Onal,Asu Maralman,Ayten Alpman,Esmeray,Tanju Okan,Özdemir Erdoğan,Erol Evgin gibi şarkıcılar TRT'de sık sık boy gösterir,Orhan Gencebay veya Ferdi Tayfur 'dan Arabesk dinlemek isteyen ise dolmuş minibüslere binerdi.Çünkü Arabesk televizyonda yasaktı.Nilüfer ve Sezen Aksu sahnelere yeni çıkmaya başlamışltı. Eurovision milli yarışmamız,Bülent Özveren Özveren ile Cenk Koray milli sunucularımızdı.Kapanışta Güne Bakış adlı haber programını sunan spikeri saçı olmadığı için kele bakış diye adlandırmıştık biz çocuklar.Yatmamız zaten televizyonun kapanmasından sonra olurdu. Çoğu evde olduğu gibi bizim evimiz de sobalıydı.Aynı odada oturur,yemek yer,ısınır,ders çalışır, televizyon izler ve biz çocuklar yatardık.Hayatımızdan pek bir şikayetimiz yoktu.
Dönem yokluk dönemiydi gerçekten.Arabası olan ki ,onlar da Anadol veya çok eski model arabalardı,her mahallede tanınır ve bilinirdi.Aslında özel araçlara fazla ihtiyaç ta yoktu.Çünkü otoyol diye bir şey bilinmiyordu,ayrıca,insanların uzaklara gidip alışveriş,tatil yapma gibi alışkanlıkları da henüz oluşmamıştı.Şehir içi otobüsler tıklım tıklım değildi.Yaşlı veya bayan biri ayakta iken genç delikanlının oturduğuna rastlanılmazdı.Süpermarket ve kredi kartı kavramları bilinmediği için tüketim çılgınlığı da yoktu.Herkes mahalle bakkalı ile müşerref olmak durumundaydı.İşsiz insanlar daha azdı. Erkekler boş zamanlarını kahvehanelerde geçirirlerdi. O zamanlar kahvehanelerde içki de satıldığı için pek tekin yerler değildi.Büyükler yerli sigara içer ,yabanı sigaraları ancak karaborsacılardan alabilirlerdi.Zaman zaman kahvehanelere saldırıldığı,bomba atıldığını duyar,Babam için endişe ederdik.Çoğu öğrenci okullara büyüklerinden kalma çanta,kitap ve elbiselerle giderdi.Kalem ve silgi bile çok korunması gereken şeylerdi.Ancak kimi çocuklar, evlerinde aşırdıkları paralarla Kızıl Maske,Zagor,Teksas Tommiks gibi çizgi romanları alır, kitaplar çocuklar arasında elden ele gezerdi. Şimdiki çocukların yediği içtiği çoğu şey yoktu o zaman,olanları da parasızlıktan almak kolay değildi.Sanayağı veya piknik tüpü alabilmek için uzun kuyruklara girdiğimi çokça hatırlarım.Şeker,yağ,ampul gibi temel ihtiyaç maddeleri bulmak bile zordu zaman zaman.Çünkü karaborsa diye bir rant oluşmuştu ve kritik durumlarda kendini gösteriyordu.Evlerde lüks eşya diye bir şey yoktu.Hemen herkesin evinde büfe denilen bir dolap donatılır,salonda baş köşeye konulur,salon da misafir için saklanırdı. Bayramlar güzel günlerdi.Büyüklerimizin aldığı mütevazi giyimlerden havalara uçar,diğer çocuklara göstermek için evden yıldırım hızıyla koşardık.Mantar tabancaları,elma şeker veya pamuk şeker sevdiğimiz şeylerdi.Çocuklara sık sık ayakkabı alınması sözkonusu değildi. Ayakkabısını erken kopartan bir süre öyle idare ederdi.Her gün gazete alamazdık,ama aldığımız gazeteleri en son kelimesine kadar okur,bulmacasını çözmeye çalışırdık.Toplumda sağ ve sol kutuplaşması başladığı için ne olur ne olmaz diye alınan gazeteler yabancılara gösterilmemeye çalışılırdı.Ancak,siyasi kutuplaşmaya odaklanmış insanlar karşısındakinin saç ve bıyık şekillerinden dahi sınıflamasını yapar,ona göre tavır alırdı.Siyaset çekişme konusu olmaya başladığı için konu komşu arasında pek fazla konuşulmazdı.
Yaşam böylesine sürerken ,bir gün gazete almaya gitiğimde askerin dur işareti ile bir şeylerin değiştiğini anladım.Eve döndüm ,televizyonda marşlar askeri konuşmalar.Hoşumuza gitmişti doğrusu ilk önce.Terörün daha fazla can yakmadan biteceğini umuyor,askerlere güveniyorduk. Birkaç gün sonra gece yarısı kapıyı kırarcasına tekmeleyen jandarma ve polisin çamurlu ayakkabılarıyla eve girip sağı solu aramalarından durumun pek de hoş olmadığını anladım.Allah'tan bizim herhangi bir siyasi ilişiğimiz yoktu. Ancak,ev baskınında kitaplığımızı kontrol eden polisin ,yanılmıyorsam John Steinbeck'in "Güneş Yine Doğar" kitabını sakıncalı kitap zannedip uzun uzun incelediğine bıyık altından güldüğümü unutamam.

kapitalizm veya para üzerine kurulu düzen

Dünya özellikle son yirmi yıldır daha hızlı dönmeye,değişmeye başladı sanki.İki kutuplu bir dünyadan farklı dengelere oturması planlanmış bir düzene doğru gidiyor dünya.Dünyanın denge veya güç merkezlerinin birincisi ABD ağırlığını açık ara devam ettirirken ,yeni kuvvetlenen Avrupa Birliği meydanı kabadayı kovboya tamamen bırakmak niyetinde değil.Bir yandan eski gücünü yitiren Rusya son yıllarda yaptığı ataklarla yeniden başa güreşme gayretinde iken,öte yandan insanı kalabalık hammaddesi bol Çin de güç yarışına bacadan girmek istiyor.Henüz çok kutuplu dünya oluşmadı. ABD bu ortamın oluşmaması,kendi düzeninin ve kapitalistlerinin rahatlarının bozulmaması için her türlü melaneti yapmaya hazır.Bu nedenle dünyanın pek çok bölgesinde gövde gösterisi yapacak, gücünü kanıtlayacak ortamlar oluşturuyor,o bölgelere ağırlığını koyarak rakiplerine gözdağı veriyor,mesafe alıyor.Ne yazık ki ,ABD'nin el attığı bölgelerin çoğunluğu yakınımızda ve İslam Dünyasının parçaları.Irak,Afganistan, Filistin gibi kana boğduğu ülkeler ile aynı ortama eklemek istediği İran ve Suriye.ABD buralarda bir taşla üç kuş vurma peşinde.Bölgeye müdahalesinin amacı; petrol tedarikini garantiye almak,kadim dostu İsrail'i korumak ve aynı zamanda egemenliğini paylaşmak isteyen rakiplerine gözdağı vermek. ABD para üzerine kurulmuş ancak çok kırılgan bir yapıya sahip kartondan bir dev.Yakın zamanda emlak piyasalarında bir şirketin olumsuz ekonomik durumunun kendilerine ve dünyaya nasıl yansıdığını izledik. ABD'nin insan faktörünü kaale almayıp herşeyi paraya endeksleyen düzeninin çok fazla sürmeyeceğinin göstergeleri kabul edilebilir bu olaylar.Ancak ne var ki, başını ABD'indeki büyük kapitalistlerin bilinçli olarak çektiği küreselleşme denilen hareket hızını iyice arttırmış durumda.Onların istediği dünyanın kendi ekonomik politikaları doğrultusunda şekillendirilmesi.Yani Amerikadaki patron ne istiyorsa veya önümüze koyuyorsa onu yiyeceğiz, giyeceğiz veya kullanacağız.Hatta gülmek için dahi onların gönderdiği esprilere bakacağız.Bu düzende itiraz kabul edilmiyor.İtiraz edenlerin başına ne geldiğini yukarıda ifade etmiştik. Kapitalistler bu düzeni çağın gelişkin iletişim olanaklarıyla madalyonun sahte ancak parlak yüzünü göstererek dünyanın en ücra köşelerine kadar yaymakta zorlanmıyorlar.Artık kulağına küpe takan ,hiphop dansı yapan gençler,Marlboro veya Cocacola içen,Amerikan bayraklı tişört giyen, kısaca Amerikan yaşam tarzını ve yüksek tüketimi benimseyen insanlar dünyanın her tarafında fazlasıyla görülebiliyor.Sanırsınız ki,hepsi Amerikan vatandaşı.Amerikan kapitalistlerininin ataklarını engelleyecek bir güç dengesi oluşmaz ise, Dünyanın, onların purolarını tüttürürken zevkle izledikleri bir fanusun içine alınma işlemi tamamlanmak üzeredir.Fanusun içindeki diğer bütün insanlar birer karınca gibi efendilerinin her dediğini yapmak ve onları mutlu etmek için çalışmak zorunda olan köle durumunda olacaklardır.

1 09 2007

Bir şarkısın sen İstanbul

İstanbul.Rüya şehir.İmparatorluklardan miras aldığımız,ancak hakkını tam vermesek te yine en güzel,en muhteşem şehir.Çocukluğumda filmlerde İstanbul'dan "taşı toprağı altın" diye bahsedilirdi de inanmazdım.Oysa doğruymuş.Altın ne ki, Altunizade ("Köyden indim şehire" filminde bahsedilen) semti bir yana,çoğu semtinde arsa almak için kilo kilo altın bile az gelir. İstanbul'da yıllarca yaşadım.Halen İstanbul'a bir saat mesafede oturuyorum.Yüzlerce kez gidip geldim.Ama nedense Boğaz Köprüsünü her gördüğüm zaman heyecanlanırım.Heyecanım büyük camilerin siluetlerini gördüğüm zaman daha da artar.Bu muazzam şehrin insanı cezbedici bir büyüsü vardır diye düşünürüm.İstanbul'da yaşayıp şehrin telaşına kendisini kaptıran çoğu insanın bu duyguyu tam olarak anlayabileceğini sanmam.Bildiğim, İstanbul'un başka bir dünya veya farklı boyutta yaşayan bir yer olduğu.
İstanbul'a her gidişimde ,her bir köşesini karış karış gezmek özellikle tarihi doyasıya hissetmek isterim.Ancak ne mümkün.Bir köşesini bitirip başka bir yerine geçebilmek. Bütün İstanbul gezilerim bu nedenle kadük kalmıştır.İlk önce muhteşem Sultanahmet'ten başlarım geziye. Önce Caminin içindeki uhrevi havadan kendime düşen payı alırım. Daha sonra Sultanahmet meydanındaki banklarda oturup bir tarafımda Sultanahmet Camii,diğer tarafta Ayasofya,yerli yabancı turistlerin heyecanlı hallerini izlemek zevk verir bana.Artık yeter demesem kalkamam oradan.Topkapı Sarayında tarihe canlı tanık olup ayrılmak çok zordur.Bu gezi bütün gününüzü alabilir.Topkapı Sarayından zoraki çıkarım her defasında.Eğer hala gücünüz varsa, Arkeoloji Müzesi sizi beklemekte.Tarihe tanıklığımı Alman Çeşmesini ve Dikilitaş'ı şöyle bir dolaşır gezerek tamamlar,kendimi Sultanahmet Köftecisine atarım.Oradan kalkıp biraz yürümek iyi gelir,doğru Gülhane Parkına.Devasa kestane ağaçlarının altından yürümek ayrı bir huzur kaynağıdır bana. Gülhane Parkının deniz gören tarafındaki çay bahçesinde (dünyanın en eşsiz manzarası bence orasıdır) bir semaver çayla demlenirim.Oradan ver elini Beyazıt.Çıkarken özellikle Cağaloğlu yokuşunu tercih ederim.Nuruosmaniye den girer Kapalıçarşıyı geçer Beyazıt'a çıkarım.Her defasında Kapalıçarşının içindeki havayı biraz soğuk bulmuşumdur.Yani sadece turistlere cazip gösterilmeye çalışılıp, yerlilerle muhatap olunmak istenmeyen bir yer gibi.Neyse ki bu dışlanmışlık duygusunu Beyazıt'ta rahatça atabiliyorum. Beyazıt meydanını şöyle bir turlarım,Üniversite ve kuleyi izler, Sahaflar Çarşısına mutlaka uğrarım.Oradan ayrılmam kolay olmaz yine.Aşağıya Mahmutpaşa'ya doğru iniş sakin yollardan olur bu kez. Ancak Mahmutpaşa ve Tahtakale civarı sakinliği bir anda ana baba gününe çevirir. Satıcıların bağrışmaları ve alıcıların koşturmaları belki yüzlerce yıldır aynen sürüyor olmalı buralarda. Nihayet Galata Köprüsüne ulaşırım.Köprüyü yaya geçmek hoşuma gider.Gemileri, insanları, binaları izleyerek karşıya geçerim.Galata Kulesine bir selam verir Tünel'e yönelirim. Kısa bir yolculuk ama değer,çünkü epey yorulurum ve yol rampa.Bu arada ülkemizde tramvay uygulamasının tam 100 yıl önce başladığını bilmekten memnun olurum. Yorgun yorgun Beyoğlu İstiklal Caddesi.Mağazalar, sinemalar,tramvay derken yorgunluğumu unutur Taksim Meydanına ulaşırım.Orada şöyle bir dört tarafı izlerim.Acaba hangi tarafa gitmeliyim?Her tarafın cazibesi ayrı.Gümüşsuyu mu,Osmanbey mi?Tarlabaşı mı? Çoğunlukla Osmanbey Mecidiköy hattını seçerim. Belki de düz olduğu için.Yine mağazalar,oteller,yoğun trafik, insanlar, temiz ve bakımlı evler, sokaklar. Mecidiyeköy meydanı biraz basit kalıyor diğer meydanların yanında. Diğerlerinde hissettiğim ferahlık ve sıcaklık burada yok.Zaten tarihi eseri ve camisi olmayan bir mevki. Herhalde sonradan gelişti bu bölge.Burada Beni karşılayan farklı şeyler var: Gökdelenler.Gerçekten biraz ilerilerde 20-50 kat arası onlarca gökdelen var.Binalar muhteşem ama bana kalırsa estetik olmamış.Gökdelenlerin yanlarında küçük mütevazi binalar, müthiş tezat oluşturuyor.Neyse oradan kendimi sahil yoluna atıyorum.Kireçburnu, Tarabya, Emirgan birbirinden güzel semtler.Emirgan'da denize nazır yerde çay yudumlamak harika bir şey.Sarıyer'e kadar bütün sahil gezmeye müsait.Zamanınız varsa yürümekten sıkılmazsınız. Zengin malikaneler,bahçeleri, parklar,deniz,gemiler, karşı kıyı derken zamanının nasıl geçtiğini anlamazsınız.Bu güzergah bana romantik gelir dalga sesleri,güvercinler hoşuma gider.Yahya Kemal,Orhan Veli aklıma gelir. Herhalde Orhan Veli "İstanbulu dinliyorum gözlerim kapalı" şiirini benzer duygularla yazmıştır diye düşünürüm.Yahya Kemal hakkında bir hikaye dilime gelir.Yahya Kemal İstanbul aşığı bir şair,ancak milletvekili seçildiği için sık sık Ankara'ya gitmek zorundaymış.Sormuşlar Sayın Beyatlı ,Ankara'nın en çok nesini beğeniyorsunuz diye,cevabı kısa ve basit;İstanbul'a dönüşünü.Yine akşam oldu, bitiremedim gezimi.Fatih,Topkapı,Yedikule, Eyüp Sultan,Üsküdar, Çamlıca, Adalar,Ortaköy Beşiktaş bütün semtleri belleğimde kişilik kazanmıştır.İstanbul görenleri için hayran olunacak, dillerden düşmeyecek bir şarkı gibidir.Yahya Kemal'in bir şiiriyle bitirelim geziyi.



Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul
Görmedim,gezmediğim sevmediğim hiç bir yer
Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre bedel.

Nice revnaklı şehirler görünür dünyada
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan
Yaşamıştır derim,en ve hoş uzun rüyada
Sende çok yıl yaşayan,sende ölen sende kalan.

dünya standartlarında anayasa talebi

Ülkemiz yakın tarihinde maruz kaldığı olağanüstü koşullar ve darbeler sonrası,yine olağanüstü kurullarca hazırlanmış çağa asla uygun olmayan anayasa ile idare edilmekte.Anayasanın ipe sapa gelmez kimi maddelerinin zamanla değiştirilmiş olması onu hepten kırk yamalı bohçaya benzetmiş durumda.Bakın dünya özgürlük sıralaması liglerinde (dileyenler Google'da freedom,freedom rank,freedom map gibi başlıklar yazıp sonuçlarını görebilirler) ülkemiz insan hakları,basın, ekonomik özgürlükler gibi alanlarda maalesef Afrika ve Güney Amerikanın anti demokratik yoksul ülkeleri ile yanyana sıralanmakta.Daha dün demirperde ülkeleri olarak anılan ülkelerin dahi önümüze geçmiş olması inanın bana üzüntü veriyor.Kabu etmek gerekir ki, bu durumun ana sorumlusu başındaki "ana" sözcüğünden de anlaşılacağı üzere, kurulu düzenimizin kaynağı olan Anayasamız.Çağın düzeyini yakalayamamış,20. yüzyıl başlarındaki devlet anlayışını koruyan,hızla dönen dünyanın değişen koşullarına uyum gibi bir derdi pek olmayan Anayasamız.
Doğruyu,iyi güzeli bulmak,bu yönde kendimizi değiştirmek bu kadar zor mu?Bu ülkede değişim konusunu gündeme getirenler niçin özgürce konuşamıyor,tartışamıyor, niçin vatan haini ilan ediliyor?Tartışma ortamının yasaklandığı bir yerde gelişim ilerleme nasıl olacak?Ülkemiz daha kaç yıl 70 yıl önce biçilen (Cumhuriyeti kuranların ileri görüşlülüğü nedeniyle zamanın şartlarında çağa uygun olduğu rahatlıkla söylenebilir) ,sonrasında birkaç defa rutüşü yapılan gömlekle idare edecek?Kendi koyduğumuz kuralları değiştirmek neden bu kadar zor?Yıllar önce belirlenen kuralları gerektiren koşullar hiç değişmedi mi,o kurallar gökten zembille mi inmiştir ki,sorgulanması,tartışılması yasaktır?Kendi kendimizi niçin dar kalıplar içine mahkum ediyoruz?
Evet sayın ziyaretçilerim.Ben ülkemizin,milletimizin önüne engel olmayacak,bilakis çağdaşlık yolunu açacak , özgürlükçü, gelişime ve değişime açık,her düşünceye aynı uzaklıkta durabilecek, içinde ideoloji barındırmayan,bireyi (vatandaşını) esas alan , dünya standartlarında yüzde yüz sivil bir anayasa istiyorum. Bunu ,kendim için,çocuklarım için,en ileri anayasaya layık Türk Milleti için,muasır medeniyetler seviyesine çıkmamız gerekliliğini vasiyet olarak bırakmış Cumhuriyetimizin Kurucusu adına istiyorum.Siz de aynı duygu ve düşünceleri (veya farklı ise görüşlerinizi yazın) paylaşıyorsanız yorumlarınızı yazın.Yorumlarınız ülkemize çağdaş (veya dünyalı) bir anayasa hazırlanması için en azından karınca misali bir katkı olacaktır.Sağlıkla kalın.

Etiketler

Türkiye (49) demokrasi (43) memur (29) statüko (18) Filistin (17) ekonomi (17) Suriye (16) azerbaycan (15) ek gösterge (15) ergenekon (15) cumhuriyet (14) laiklik (14) Türkçe (13) asgari geçim indirimi (12) darbe (12) ek ödeme (12) milli gelir (12) terörist (12) cinayet (11) demokratik (11) ekonomik (11) referandum (11) anayasa (10) asgari ücret (10) enflasyon farkı (10) kriz (10) özel hizmet tazminatı (10) Atatürk (9) Ermenistan (9) Osmanlı (9) enflasyon (9) irtica (9) toplu sözleşme (9) Lozan (8) cinsellik (8) cunta (8) emekli keseneği (8) istatistik (8) izlenim (8) işsizlik (8) kapitalizm (8) katliam (8) kıdem tazminatı (8) muhalefet (8) savaş (8) yasak (8) Davos (7) Gazze (7) aile yardımı (7) gündem (7) hikaye (7) 12 Eylül (6) Birleşmiş Milletler (6) Mısır (6) Rusya (6) alkol (6) anadil (6) avrupa birliği (6) azınlık (6) banka (6) demokratik açılım (6) deprem (6) değişim (6) hükümet (6) kaos (6) katsayı (6) maaş hesabı (6) memur maaş (6) paradoks (6) ramazan (6) seçim (6) statükocu (6) özgürlük (6) devlet (5) diaspora (5) ek zam (5) emekli maaş hesabı (5) felsefe (5) geyik (5) imf (5) internet (5) iş kanunu (5) kapitalist (5) katil (5) kaza (5) kıdem tazminat tavanı (5) kıyamet (5) olimpiyat (5) one minute (5) piyasa (5) sömürü (5) trafik (5) türk (5) yan ödeme (5) youtube (5) ölüm (5) Şavşat (5) Alevi (4) Ermeni (4) Evrim teorisi (4) Komünizm (4) Müslüman (4) adalet (4) aliyev (4) anı (4) askeri güç (4) askerlik (4) asparagas (4) bayram (4) blogger (4) brüt maaş (4) dünya (4) emekli (4) emperyalist (4) eurostat (4) excel (4) eşitlik (4) futbol (4) galaksi (4) hesap işletim ücreti (4) ideoloji (4) ihracat (4) insanlık (4) işgal (4) kümülatif vergi matrahı (4) küresel (4) kıbrıs (4) maaş katsayısı (4) marjinal (4) memur zammı (4) milletvekili (4) noel baba (4) nükleer savaş (4) osmanlı devleti (4) pozitif ayrımcılık (4) protesto (4) rejim (4) sendika (4) sigara (4) sözleşmeli personel (4) sıradışı (4) tabu (4) tüketici kredisi (4) wikileaks (4) yatırım (4) çağdaş (4) çevre temizliği (4) 1 mayıs (3) 1 sayılı cetvel (3) Arap baharı (3) Artvin (3) Attila (3) Bosna Hersek (3) Cumhurbaşkanı (3) Erdoğan (3) Güney Afrika (3) Gürcistan (3) Hitler (3) Irak (3) Kaddafi (3) Kürt ayrılıkçı (3) Lozan anlaşması (3) Mevlana (3) Soykırım (3) Taksim meydanı (3) Tibet (3) TÜFE (3) Uygur (3) aylık gösterge (3) bahar (3) barbar (3) brüt ücret (3) cari açık (3) cennet (3) ceza hukuku (3) diktatör (3) dış politika (3) egemenlik (3) ek gösterge tablosu (3) emekli ikramiyesi (3) empati (3) ermeni soykırım tasarısı (3) evet (3) evren (3) eğitim (3) faiz (3) faşizm (3) gelir vergisi (3) globalleşme (3) google (3) görevde yükselme (3) hava kirliliği (3) hoşgörü (3) icraat (3) iftar (3) ihbar tazminatı (3) ihtilal (3) ikramiye hesabı (3) iktidar (3) inanç (3) iran seçimleri (3) ironi (3) itiraf (3) kamu hizmeti (3) kamusal alan (3) karadeniz (3) kart aidatı (3) komisyon (3) konfederasyon (3) kredi (3) kurban (3) kümülatif matrah (3) küresel kriz (3) küresel ısınma (3) maaş (3) macarca (3) meclis (3) memur maaş zammı (3) memur maaşı (3) misyoner (3) miting (3) monarşi (3) nostalji (3) nüfus artışı (3) obama (3) ortadoğu (3) paranoya (3) politika (3) reklam (3) sevgililer günü (3) somali (3) spekülatör (3) süper güç (3) sıralama (3) tam bağımsızlık (3) tank sayısı (3) tefeci (3) teknoloji (3) televizyon (3) türban (3) yeni dünya düzeni (3) zayıflama (3) çernobil (3) İstanbul (3) ışık yılı (3) şapka kanunu (3) şeriat (3) şiir (3) şube müdürü maaş (3) 10 Kasım (2) 11 Eylül saldırıları (2) 12 ada (2) 17 Ağustos (2) Ankara (2) Annan planı (2) Avrupa (2) Azərbaycan (2) BDDK (2) Boşnak (2) Clinton (2) DTP kapatma (2) Darwin (2) Dersim (2) Dünya Kupası (2) Esad (2) G20 (2) GSYİH (2) KPSS (2) Kürdistan (2) Kürt (2) Kürt halkı (2) Kırım (2) Libya (2) Nüfus (2) Ordu (2) Romanya (2) Rusiya (2) Saint Valentine (2) Taksim gezi parkı (2) Vandal (2) Yahudi (2) afganistan (2) alkolizm (2) anneler günü (2) aranan (2) atmosfer (2) avrupa birliği (2) ayrılıkçı (2) açık öğretim (2) balyoz darbe planı (2) batılılaşma (2) bebek (2) benzin fiyatı (2) bilfiil (2) bilgisayar (2) bordro hesap (2) boykot (2) bütçe (2) büyüme hızı (2) canavar (2) cani (2) cin (2) darbe planı (2) devrim (2) didim (2) dindar (2) diploma (2) domino etkisi (2) dünya sıralaması (2) dünyanın sonu (2) ek gösterge (2) ek gösterge cetveli (2) ekonomik büyüklük (2) ekonomik büyüme (2) emekli ikramiyesi (2) emekli maaş (2) emekli maaşı (2) emperyalizm (2) en yüksek memur maaşı (2) enerji (2) eski bayramlar (2) eğer (2) eğersay (2) fark (2) fazla mesai (2) felaket (2) fiyat (2) füze (2) gazeteci (2) gelir vergisi matrahı (2) gelir vergisi oranı (2) gezegen (2) gravite (2) göktaşı (2) gönüllü (2) gösterge (2) gösterge tablosu (2) günah (2) hadis (2) halk ayaklanması (2) halk iradesi (2) hastalık (2) havale (2) haçlı (2) hesabı (2) hesap günü (2) hesaplama (2) hilkat garibesi (2) hinterland (2) hukuk devleti (2) human development report (2) iade (2) idam (2) imtihan (2) irlanda (2) irtica eylem planı (2) islam (2) islam ülkeleri (2) israf (2) istihbarat (2) istihdam (2) isviçre (2) isyan (2) itilaf devletleri (2) işgücü (2) işkur (2) işsizlik oranı (2) kabahatler kanunu (2) kalori (2) kamu sektörü (2) kamu yönetimi (2) kapatma davası (2) kariyer (2) kayıt dışı (2) kimyasal silah (2) kredi kartı (2) kurtuluş savaşı (2) kutlama (2) köknar (2) ladin (2) laik (2) lale (2) maaş hesap (2) madalya (2) maganda (2) magazin (2) mahalle baskısı (2) mahkeme (2) mahkum (2) manzara (2) masal (2) maya takvimi (2) memleket (2) memur gösterge (2) memur gösterge tablosu (2) memur sendikaları (2) mevzuat (2) millet (2) milli takım (2) misyonerlik (2) mucize (2) muhafazakar (2) mutabakat (2) müşteri (2) nasa (2) navigasyon (2) nükleer enerji (2) obezite (2) oligarşi (2) padişah (2) papatya (2) parite (2) pazar (2) pazarlama (2) petrol (2) promosyon (2) propaganda (2) psikopat (2) sahne (2) sanatçı (2) sansür (2) sapık (2) satınalma gücü (2) sera etkisi (2) seçmen (2) sigorta (2) sigortasız (2) siyonizm (2) sosyal güvenlik (2) sosyolojik (2) stockholm (2) suçlu (2) sözleşmeli (2) sümerler (2) taksici (2) tarife (2) tasarruf (2) tatbikat (2) teknolojik (2) terfi (2) tiryaki (2) toplu görüşme (2) totaliter (2) trajedi (2) tüketici (2) tüketim toplumu (2) türk birliği (2) ufo (2) ulus devlet (2) uygarlık (2) uzaylı (2) vatandaş (2) yalta konferansı (2) yargı (2) yatırım aracı (2) yaşam (2) yeşil pasaport (2) yolsuzluk (2) yorum (2) yunanistan (2) yörünge (2) yıldız (2) zam (2) Çam sakızı (2) Özal (2) çamsakızı (2) çanakkale savaşı (2) çevre kirliliği (2) çin (2) çocuk (2) çoruh (2) çıplak (2) çıplaklık (2) ödenek (2) öğretmen maaşı (2) ücret hesabı (2) ücretsiz (2) üniversite (2) ütopya (2) İslam dünyası (2) İslamofobi (2) şef maaş (2) şehit (2) şişmanlık (2) şube müdürü (2) 12 eylül 1980 (1) 14 şubat (1) 1475 iş kanunu (1) 18 yaş (1) 2200 ek gösterge (1) 399 khk (1) 4688 sayılı kanun (1) 4857 sayılı İş Kanunu (1) 5434 sayılı kanun (1) 5510 sayılı kanun (1) 56.hükümet (1) 6-7 Eylül (1) 6111 s. kanun (1) 6270 kanun (1) 93 harbi (1) Acaristan (1) Acem (1) Ada kale (1) Afrika (1) Akkuyu (1) Akçay (1) Aleviler (1) Amerika (1) Anglosakson (1) Apophis (1) Arakan (1) Arap (1) Arapça isim (1) Aristo (1) Armenia (1) Arnavutluk (1) Avrasya Birliği (1) Avrupa Parlamentosu (1) Avrupa nüfusu (1) Avrupabirliği (1) Avrupalılaşma (1) Aygül özkan (1) Ayşe Özyılmazel (1) Azeri tv (1) AŞTİ (1) BDP (1) BRİC ülkeleri (1) Babam (1) Balkan (1) Ban Ki Moon (1) Batman (1) Batum (1) Batı (1) Başbağlar (1) Belçika (1) Bozkurt (1) Brezilya (1) Bulamaç (1) Bulgar (1) Bulgaristan (1) D'Hondt sistemi (1) Darıca (1) Davutoğlu (1) Dağlık Karabağ (1) Dağlıq Qarabağ (1) Demirkapı barajı (1) Dersim isyanı (1) Dilovası (1) Diyanet İşleri Başkanlığı (1) Dizi film (1) Doğan grubu (1) Doğu Türkistan (1) Edremit (1) Eflatun (1) Egypt (1) Einstein (1) Emirgan korusu (1) Erenköy (1) Ermeni işgali (1) Ermeni mezalimi (1) Esat (1) Estonya (1) Eşek adası (1) Fatih Terim (1) Fransa (1) Freedom House (1) GSGM (1) GSMH (1) Gebze (1) Göynük (1) Gülen cemaati (1) Gültekin Hacıbeyli (1) H.C.Armostrong (1) Hasanboğuldu (1) Hatay (1) Haymana (1) Holywood (1) Hüsnü Mübarek (1) Jobbik (1) Kafkasya (1) Kanuni (1) Karabağ (1) Kazakistan (1) Kaşgarlı Mahmud (1) Kemer (1) Kenan Evren (1) Kocaeli (1) Kuala Lumpur (1) Kuran'ı kerim (1) Kuvayı milliye (1) Kürtçe (1) Kıbrıs devleti (1) Kıbrıs harekatı (1) Kılıçarslan (1) Kırım savaşı (1) Lahey (1) Latife Hanım (1) Londra olimpiyatları (1) Lösev (1) Macaristan (1) Makedonya (1) Malazgirt (1) Malezya (1) Maraş bölgesi (1) Marina (1) Marks (1) Mavi Marmara (1) Meis adası (1) Menderes (1) Menemen (1) Meryem Ana (1) Mesutyılmaz (1) Milli maç (1) Mogan gölü (1) Montrö (1) Moğolistan (1) Muhteşem Süleyman (1) Mursi (1) Musevi (1) Mustafa Koç (1) Müslümanlık (1) Nahçivan (1) Nato (1) Nazarbayev (1) Nazilli (1) Necdet calp (1) Nene Hatun (1) Ortalama ömür (1) Osmanlı-Rus savaşı (1) Pakistan (1) Pamuk (1) Pentagon (1) Recep Tayyip Erdoğan (1) Rum (1) Rusça (1) Sahara (1) Sarıkız (1) Sekeller (1) Sevr anlaşması (1) Sivas (1) Sri lanka (1) Sudan (1) Susurluk (1) Szekler (1) Sünni (1) Sırp (1) TBMM (1) TRT (1) Tamil gerillaları (1) Tanpınar (1) Tatar (1) Tavşan adası (1) Toplum (1) Trabzonspor (1) Tuna (1) Tunceli (1) Turgut Özal (1) Turkey (1) Türk baharı (1) Türk bayrağı (1) Türk federasyonu (1) Türk futbolu (1) Türk halkı (1) Türk işi (1) Türkiye Azerbaycan birliği (1) Türkiye Türkçesi (1) Türkiye nüfusu (1) Türkiye'nin imajı (1) Türkmen (1) UEFA puan tablosu (1) Ukrayna (1) Uğur Mumcu (1) Western world (1) Yukarı Karabağ (1) Yusuf Has Hacip (1) Yusufeli (1) abdülmecit (1) abonelik (1) acaip haberler (1) acun ılıcalı (1) adli sicil (1) adrenalin (1) agi hesaplama (1) akciğer kanseri (1) akıl (1) akıllı telefon (1) alkolun faydaları (1) almanya (1) altın (1) altın fiyatları (1) amasya görüşmeleri (1) ambargo (1) amerikan rüyası (1) anatomi (1) antidemokratik (1) apartheid (1) arjantin (1) arz talep (1) arz-talep (1) arınç (1) arşın (1) asgari ücret hesabı (1) asgari ücret zammı (1) asimilasyon (1) asimile (1) asker kaçağı (1) askeri (1) askeri darbe (1) askeri güç sıralaması (1) askeriye (1) askerlik borçlanması (1) asteğmen (1) atasözleri (1) atasözü (1) ateist (1) ateşkes (1) atletizm (1) atom (1) avantaj (1) ayaklanma (1) aydili sanat (1) aylık vergi matrahı (1) ayvalık (1) ayyaş (1) ayyıldız (1) ayşe arman (1) azeri (1) aztek (1) açe (1) açlık (1) açlık grevi (1) açmaz (1) açıklamalar (1) açıköğretim (1) açılım (1) ağaçtan (1) ağca (1) aşk sözleri (1) aşkı memnu (1) aşırı kilo (1) baba (1) badire (1) bahar başlangıcı (1) bakü (1) balyoz (1) balyoz davası (1) balyoz harekatı (1) bandrol (1) banka havalesi (1) bankacılık (1) banknot (1) barış ortamı (1) basketbol (1) baskın (1) basın (1) basın özgürlüğü (1) bayan (1) baykal (1) bayrak (1) başarı (1) başvuru (1) başörtü (1) başörtüsü (1) başörtüsü yasağı (1) becayiş (1) bekirpaşa (1) belediye (1) beyaz Türkler (1) beyin cimnastiği (1) bildirim (1) bilgi (1) bilgi çağı (1) bir mayıs (1) bireysel kredi (1) blog açma (1) bloglardan para kazanmak (1) bordro (1) bordro mahkumu (1) borsa (1) bosna (1) botan çayı (1) bozkır (1) branş (1) brifing (1) brütten nete (1) bumerang (1) buz devri (1) buzul çağı (1) buğday (1) bölge çalışma (1) bölücü (1) bürokrasi (1) bürokrat (1) büyükelçi (1) büyüklük sıralaması (1) büyüme (1) candan (1) canlı bomba (1) casus uçağı (1) cemaat (1) cemevleri (1) cep telefon fiyat (1) cep telefonu (1) cephe (1) cesur (1) cesur kadın (1) cetvel (1) ceza (1) ceza muhakemesi kanunu (1) charles darwin (1) cinsel ahlak (1) cinsel ilişki (1) d-smart (1) damal (1) damga vergisi (1) davutlar (1) dayak (1) dayanışma (1) deist (1) dekolte (1) democracy (1) demokrat (1) demokratikleşme (1) deneme (1) deniz (1) denizkızı (1) deprem anı (1) derece (1) derece-kademe (1) deri (1) derin devlet (1) derince (1) dershane (1) dershane kapatma (1) dersim olayları (1) despot (1) development (1) devlet faşizmi (1) devlet terörü (1) dezavantaj (1) deşifre (1) digitürk (1) dikta (1) diktatörlük (1) dilenci (1) direkt (1) dizi yasağı (1) dizüstü (1) dogmatik (1) dokunulmazlık (1) dolaylı vergi (1) dolmuş (1) dominant (1) domuz gribi (1) domuzgribi (1) don kişot (1) dostları (1) dosya masrafı (1) dosya ücreti (1) doğa (1) doğu karadeniz (1) doğum izini (1) drakula (1) dram (1) drogheda (1) dtp (1) dumanlı (1) duygu (1) duygusal (1) döviz (1) dünya tarım örgütü (1) dünya yolsuzluk haritası (1) dünyalı (1) dünyanın en büyük ülkeleri (1) düzenbaz (1) düşman (1) dış borç (1) eceli gelen köpek (1) efkar tepesi (1) efsane (1) ekolojik yaşam (1) ekonomik güç (1) ekonomik kriz (1) ekonomist (1) elazığ (1) elektrik üretimi (1) elit (1) elitsel (1) elçibey (1) emanet (1) emek sömürüsü (1) emekli ikramiye (1) emekli ikramiye hesabı (1) emekli maaş hesap (1) emekli matrahı (1) emekli sandığı kanunu (1) emeklilik (1) emekçi (1) en büyük ekonomiler (1) en büyük ülkeler (1) en düşük emekli maaşı (1) en düşük memur maaşı (1) en düşük memur maaşı hesabı (1) en güçlü ülkeler (1) en zor iş (1) endonezya (1) endülüs (1) enflasyon oranları (1) engizisyon (1) entellektüel (1) epdk (1) erişim (1) ermeni sorunu (1) ermeni soykırımı (1) ermeni tehciri (1) eski hükümlü (1) eti (1) etimoloji (1) etnik temizlik (1) euro2008 (1) eurovision (1) evrimleşme (1) excel formül (1) eylem (1) eşcinsel (1) eşcinsel evlilik (1) eşcinsellik (1) eşitsizlik (1) eşortman (1) fadime (1) fakülte (1) fal (1) fantezi (1) farzımuhal (1) fazilet (1) fazılsay (1) faşist (1) federasyon (1) felaket tellalı (1) felaket teorisi (1) fesih (1) festivali (1) fethiye (1) figür (1) film (1) firavun (1) fiyat artışı (1) fobi (1) fosil (1) foto galeri (1) fotoğraf (1) fransız (1) fukuşima (1) futbolsever (1) füze kalkanı (1) fırsat (1) gadhimai (1) garanti fal (1) garipoğlu (1) gaya teorisi (1) gayrımüslim (1) gazete (1) gazi (1) gecikme faizi (1) gelecek (1) gelecekten dönüş (1) gelir vergisi kesintisi (1) gelir vergisi oranları (1) gelir vergisi tarifesi (1) gelişmiş ülke (1) genel idare hizmetleri (1) genel sağlık sigortası (1) genelkurmay (1) general (1) genetik yapı (1) gençlik haftası (1) gerekçeli karar (1) geri kalmışlık (1) gericilik (1) gerilim (1) gerçekçi (1) gestapo (1) gezi parkı (1) gezi parkı eylemleri (1) gih memurları (1) giriş paketi (1) giyim yasağı (1) gizli dosya (1) glock (1) golfstream (1) google adsense (1) google earth (1) greenpeace (1) gurbetçi (1) gutenberg (1) gölcük (1) gölge (1) görevde yükselme yönetmeliği (1) gözetleme (1) göç (1) güncel (1) güneş sistemi (1) gürcü (1) güç karşılaştırma (1) gıda (1) gıda teknolojisi (1) gıda tüketimi (1) hadise (1) haksız rekabet (1) halk (1) halkevleri (1) halter (1) hanzo (1) hapis (1) hapis cezası (1) harekat (1) harita (1) hatmi (1) hatmi çiçeği (1) hatıra (1) hayal (1) hayvancılık (1) hazır kıta (1) haçlı savaşları (1) helikopter (1) hemşehri (1) herkes için kalp derneği (1) heybeliada ruhban okulu (1) heyeti temsiliye (1) hibrit tohum (1) hindistan (1) hinterlend (1) hiroşima (1) hisse senedi (1) hitit (1) hiyerarşi (1) hizmet borçlanması (1) hormon (1) hristiyan (1) hristiyanlık (1) hukukdevleti (1) hukukçu (1) hun (1) hungarian (1) hürriyet (1) hırsız (1) hırsızlık (1) idam cezası (1) iddianame (1) ideal (1) idol (1) ihdas (1) ihracat sıralaması (1) ihtarname (1) iklim verileri (1) iktisat (1) ilhak (1) ilköğretim (1) illegal (1) iltica (1) imaj (1) imam (1) imamhatip (1) inanç araştırması (1) inkılap kanunları (1) insan (1) insan sağlığı (1) insani gelişmişlik (1) insani gelişmişlik raporu (1) insanigelişmişlik (1) intifada (1) iran (1) isim (1) isim koyma (1) ispir (1) israil (1) istifa (1) istikbal (1) ithalat (1) itlaf (1) ittihat terakki (1) iyi haberler (1) iyimser (1) izin hakkı (1) izlanda (1) izleyici (1) izmit (1) iç savaş (1) iş güvencesi (1) iş güvenliği (1) işbu (1) işgücü piyasası (1) işkanunu (1) işlem ücreti (1) işletme (1) işsiz (1) işsizlik maaşı (1) işveren (1) işçi (1) işçi bayramı (1) işçi maaşı (1) işçi ücreti (1) kademe (1) kadro (1) kadro derecesi (1) kadın hakları (1) kadınlar günü (1) kahin (1) kalp bozukluğu (1) kalp hastası (1) kamikaze (1) kamu işçi (1) kamuoyu (1) kanlı (1) kaotik (1) kara mizah (1) karaborsa (1) karabulut (1) karakol (1) karbon emisyonu (1) karbon monoksit (1) kardelen (1) kariyer uzman (1) karizmatik (1) kartel (1) karçal (1) karındeşen jack (1) kasırga (1) katkı maddesi (1) katmandu (1) katsayı adaletsizliği (1) katı anayasa (1) katılım payı (1) kavgası (1) kavram (1) kayıp halka (1) kazazede (1) kehanet (1) kelaynak (1) kelime (1) kemal sunal (1) kemoterapi (1) kerpiç ev (1) kibrit suyu (1) kimyasal madde (1) kitle imha (1) kitlesel imha silahları (1) kişi başı (1) klimanjaro (1) kokoreç (1) komünist (1) konjonktür (1) konsensüs (1) korkunç (1) korsanlık (1) kredi kartı aidatı (1) kredi notu (1) kristof kolomb (1) kumpas (1) kurban bayramı (1) kutuplar (1) kuyruklu yıldız (1) kuzen (1) kuzey Irak (1) kuş gribi (1) kuşadası (1) köprü ekle (1) körfez (1) küreselleşme (1) kürsü (1) kürtaj (1) küçükköy (1) kıdem tazminatı hesap (1) kılıçdaroğlu (1) kıtlık (1) kıyamet günü (1) laptop (1) lavazier (1) laz (1) liberalizm (1) liberty (1) lisans mezunu (1) lösemili (1) lüks oto (1) maaş katsayısı (1) maaş bordrosu (1) maaş hesapla (1) maaş hesaplama (1) maaş verileri (1) maaş zammı (1) macar (1) maden işçisi (1) magna carta (1) mahkeme kararı (1) mahşer (1) maliyet (1) manastır (1) manifesto (1) manipülasyon (1) manşet (1) marmara depremi (1) masaüstü (1) mavi sakal (1) mavimarmara (1) maya kehaneti (1) maymun (1) mayın (1) mağdur (1) meaning (1) meclisi mebusan (1) mehmetçik (1) memur ikramiye (1) memur aylığı (1) memur derece (1) memur ek zam (1) memur emekli (1) memur emekli ikramiyesi (1) memur emekli maaşı (1) memur kadrosu (1) memur maaş hesabı (1) memur maaş verileri (1) memur toplu sözleşme (1) memur özlük hakları (1) memuriyet (1) merkel (1) merkez bankası (1) meslek (1) meteor (1) metro (1) mikroklima (1) military coup (1) milli gelir karşılaştırma (1) milli gelir sıralaması (1) milli hasıla (1) milliyet (1) milliyetçi (1) mimar sinan (1) modern (1) modernizm (1) modernlik (1) modifiye (1) montaj (1) monument (1) moron (1) motorlu taşıt üretimi (1) muasır medeniyet (1) muasırlaşma (1) muavenet (1) muhacir (1) muhteşem yüzyıl (1) mukaddes emanetler (1) mukavemet (1) mutasyon (1) myanmar (1) müdür atama (1) müftü (1) mülakat komisyonu (1) mülakat sınavı (1) müstakil (1) müstehcen (1) müzakere (1) müşteri hizmetleri (1) müşteri temsilcisi (1) nakarat (1) naylon (1) negatif (1) nepal (1) nesil (1) net asgari ücret (1) net maaş (1) netten brüte (1) nevruz (1) new york (1) noel (1) nokia c5-03 (1) nostradamus (1) nöbetçi (1) nüfus mübadelesi (1) nükleer başlık (1) nükleer bomba (1) nükleer füze (1) nükleer patlama (1) nükleer silah (1) ohm kanunu (1) oligarşik (1) on emir (1) ons altın (1) operasyon (1) organik ürün (1) orta asya (1) otomobil (1) otomotiv (1) ottowa (1) oturan boğa (1) oturma eylemi (1) oypusulası (1) panik (1) pankreas kanseri (1) papaz (1) para (1) paranoyak (1) parya (1) patriot füzeleri (1) patronaj (1) pazarcı (1) pazarlık (1) petrol fiyatı (1) piano (1) pippabucca (1) piyasa ekonomisi (1) pişmaniye (1) pkk (1) plaj (1) polemik (1) pontus (1) popülist (1) postmodern (1) poyrazköy (1) pozitif (1) prim (1) prim günü (1) prim tutarı (1) primat (1) problem (1) profesör (1) protokol (1) provokasyon (1) provokatör (1) prut (1) quark (1) radikal (1) radyasyon (1) rahmet (1) ramazan ayı (1) reaktör (1) recep ivedik (1) reel ekonomi (1) reel politik (1) refah (1) refah düzeyi (1) refakatçi izini (1) referans (1) rehber (1) reklam geliri (1) rektör seçimi (1) replik (1) resmi dil (1) reyting (1) rezerv (1) reşadiye (1) ricardo (1) ritüel (1) romantik (1) ruble (1) rönesans (1) saat ayarı (1) saatleri ayarlama (1) sabıka kaydı (1) sahra çölü (1) sahte bal (1) sakallı bebek (1) sakarya türküsü (1) sakatlık indirimi (1) saldırgan (1) salgın (1) saltanat (1) sanal porno (1) sansasyon (1) santral (1) sapanca (1) sarımsaklı (1) satanist (1) satış ortaklığı (1) savaş uçağı (1) sağlık (1) seksenler (1) selamlaşma (1) seleksiyon (1) sendika ağası (1) sendikacı (1) sendikalı (1) sendrom (1) seri katil (1) sermaye (1) sevap (1) seçim barajı (1) seçim sandığı (1) seçim sistemi (1) seçme (1) shakespeare (1) sigaranın yararları (1) sigortalılık (1) sihirli kutu (1) siirt (1) silah (1) silah durumu (1) silah gücü (1) silopi (1) sinema kanalı (1) sinerji (1) sismograf (1) sivil yönetim (1) sivri laflar (1) siyasal (1) siyasetçi (1) siyasi parti (1) skandal (1) slogan (1) smart telefon (1) solcu (1) soma (1) sorgulama (1) soru cevap (1) soruşturma (1) sosyal (1) sosyal demokrasi (1) sosyal güvenlik primi (1) south park (1) soğuk savaş (1) spekülatif (1) srebrenica (1) strateji (1) sutüven (1) system error (1) söke (1) sömürge (1) sömürgeci (1) sözleşmeli memur (1) sözlü sınav (1) süpermarket (1) süreli fesih (1) sürrealist (1) sınır (1) sıradışı fotoğraf (1) taassup (1) tahsil (1) tahıl rekolte (1) takiyye (1) taksim (1) tarih (1) tatil (1) tavan (1) tazminat (1) taşeron firma (1) taşeron işçi (1) taşeronlaştırma (1) tecavüz (1) tehcir (1) tehcir kanunu (1) tehlike (1) teklif (1) teknik direktör (1) telaffuz (1) tellal (1) temiz toplum (1) temmuz maaş verileri (1) temmuz zammı (1) teokrasi (1) terörle mücadele (1) tetikçi (1) teşhirci (1) think thank (1) tiamennan (1) ticaret (1) tinerci (1) toplu sözleşme hakkı (1) toplu sözleşme primi (1) torba kanun (1) torpaq (1) toryum (1) trafik kazaları (1) trafik kuralları (1) transparency international (1) tröst (1) tsunami (1) turan (1) tuğçe kazaz (1) tören (1) tüketici hakem heyeti (1) tüketim (1) tıbbiye (1) tıklanma sayısı (1) tıp fakültesi (1) ucuzluk (1) umman denizi (1) umuttepe (1) uydu (1) uyuşturucu (1) uzman yardımcısı (1) varlık vergisi (1) vatansever (1) vergi matrahı (1) vergi dilimi (1) vergi dilimleri (1) viyana kuşatması (1) wi-fi bağlantı (1) yanardağ (1) yapay zeka (1) yaratık (1) yasa (1) yasama (1) yazar (1) yaş haddi (1) yaş ortalaması (1) yaşamın anlamı (1) yeniçeri (1) yerelseçim (1) yerli dizi (1) yeğen (1) yolsuzluk raporu (1) yuvacık (1) yönetilen ülkeler (1) yüzellilikler (1) yılbaşı (1) yıllık izin (1) zaman dilimi (1) zamanda yolculuk (1) zamlı maaş hesabı (1) zaping (1) zeitgeist (1) zekat (1) zenci (1) zeytin (1) zeytinli (1) ziyaret (1) ziyaretçi sayısı (1) zombi (1) Çamlıca (1) Çanakkale (1) Çayırova (1) Çeçen (1) çapulcu (1) çarlık (1) çarpıcı (1) çağdaş yaşam (1) çenesuyu (1) çevre koruma (1) çin işi (1) çin işkencesi (1) çocuk istismarı (1) çocuk kaçırma (1) çıkar çatışması (1) çılgın (1) ölümden sonra (1) örgün eğitim (1) örnek bordro (1) özerklik (1) özgürlük heykeli (1) özlük hakları (1) öğrenci evleri (1) öğretmen (1) öğretmen maaş bordrosu (1) ücret (1) ücret alacağı (1) ücret bilgileri (1) ücret bordrosu (1) ücret göstergesi (1) ücret hesaplama (1) ücretli izin (1) ülke sıralama (1) üniter devlet (1) üyelik (1) üç çocuk (1) İmroz (1) İnter (1) İslam kardeşliği (1) İslam kültürü (1) İslamafobia (1) İstiklal Marşı (1) İttihat ve Terakki (1) İİBF mezunları (1) ırkçı (1) ırkçılık (1) ıslak imza (1) ışid (1) ışık hızı (1) Şampiyonlar ligi (1) Şevval Sam (1) şahıs kesintisi (1) şampiyona (1) şark (1) şeb-i aruz (1) şebeke (1) şef (1) şef kadrosu (1) şef maaşı (1) şifreli (1) şifresiz maç (1) şikayet (1) şikayet kabul (1) şike (1) şike kanunu (1) şişe (1)